İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti. İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı. Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı. Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım. Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar.
Kimileri tatili sever, kimileri tatile gitmeyi sever. Yazdıklarından, söyleşilerinden anladığım kadarıyla Uzuner de gitmeyi tercih edenlerden. "Kendimi bildim bileli en iyi hissettiğim ruh durumum hep yolda oldu. Kendi içimde ve dışımda yola çıkmayı, yollarda olmayı, yola düşmeyi ve yola vurmayı ben hep çok sevdim." s.15 Daha önce Bir Siyah Saçlı Kadının Gezi Notları adlı kitabıyla ilgili notlar düşmüştüm bloguma. Kumral Ada Mavi Tuna, Balık İzlerinin Sesi ve İki Yeşil Su Samuru adlı romanlarını, blog yazmaya başlamadan önce okumuştum. Çok sevdiğim bir dili var Uzuner'in. Yolda, yedi ülkede, farklı araçlarla yapılan yolculuk hikayelerinden oluşuyor. Her hikayede, yol arkadaşları ilginç şeyler anlatıyor. Yolda'nın sunuş yazısından öğrendiğimize göre Juan Goytisolo (İspanyol yazar) ile yapılan yolculuk dışındakilerde isimler değiştirilmiş. Her öykünün sonuna, öykünün geçtiği ülkenin özel yemeklerinden birisinin tarifi eklenmiş. İşin doğrusu yemeklerin hiçbiris...