Kuşlar, horozlar, eşekler hepsi kendi dilinde güneşi selamlarken, biraz daha uyuyabilsem diye uğraşmak boşunaydı. Haydi kalk bakalım, diyor hepsi. Güneş doğdu, gün başladı. Yapılacak onca iş seni bekliyor. Misafirin de gelecek, hem de.
Gözlerimi ovuşturarak doğruldum yer yatağından, serin sabah havası yüzüme hafifçe çarpıyordu. Çaydanlığın içinden yükselen buhar sesini duyunca mutfağa yöneldim. Annem erkenden kalkmış, sobayı da yakmış, her şey hazır gibiydi. Misafirin kim olduğunu hâlâ söylememişti ama yüzündeki gizemli gülümseme merakımı daha da artırıyordu.
Bahçeye çıkıp tavuklara yem verirken aklım hep o yaklaşan misafirdeydi. Evin küçüğü olsam da benim de yapmak zorunda olduğum şeyler vardı. Tavukların yemlenmesi sabah rutinim arasında. Yemlerini verdikten sonra yumurta var mı kontrolü de bende. Abim ve ablam gibi okula gitmiyorum henüz. Misafir kaçta gelecek acaba?
Saat sekizi biraz geçiyordu, uzaklardan tozlu bir araba sesi gelmeye başladı. Yokuştan çıkan eski model minibüsün bizim eve doğru yönelmesiyle içim kıpır kıpır oldu. Annem, ellerini önlüğüne silerken "Hazırlıklı ol bakalım," dedi. Kapı açıldı, içeriye güneşle birlikte yabancı ama sıcak bir ses doldu: "Selamünaleyküm!" İçeri giren kişi, iri yapılı, kirli sakallı ama güleç yüzlü bir adamdı.
Tanıyacak gibiyim bu yüzü ama emin olamıyorum. Babamın yüzüne benziyor ama ondan daha yaşlı. Babamın babası ben doğmadan önce ölmüş. Abisi varmış ama hiç görmedim. "Yoksa bu adam benim amcam mı?" dedim. Annem sessizce başını salladı, gözleri biraz dolmuş gibiydi.
"Bu senin amcan Halil," dedi usulca, "Yirmi yıldır ilk kez geldi." Amcam eğildi, göz hizama indi ve kocaman elleriyle omzuma dokundu. "Sen demek küçük Mehmet'sin ha? Baban sana çok benzerdi küçüklüğünde," dedi. İçimde garip bir sıcaklık yayıldı, hem merak hem de biraz çekingenlik karışımı bir his. "Halil Amca," dedim gözlerim annemde. "Haydi gel bir sarılalım amca yeğen," dedi amcam.
Şaşırmıştım. Babam kapının ardından bakıyordu bir şey söylemeden. Annem babama dönüp, "Haydi ama sende uzatma artık, öp abinin elini," diye seslendi. Babam bir an duraksadı, sonra derin bir nefes alıp ağır adımlarla amcama doğru yürüdü.
Amcamın gözlerinde bir tereddüt belirdi, sanki biraz çekiniyordu. Babam başını hafifçe eğdi, abisinin elini tuttu ve sonra sarıldılar; uzun zamandır tutulmuş bir hasret gibi.
Ev bir anda ağır bir duyguyla doldu ama içinde barış kokan bir ağırlıktı bu.
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.