Ana içeriğe atla

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

Medya - 4: Platformlar

1991 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde Elektrik - Elektronik Mühendisliği Bölümü'nde okumaya başladığımda cep telefonu yoktu. Evimizde bilgisayar ve internet bağlantısı da yoktu. 1993 yılında 486 DX 2 - 66 işlemcili bir toplama bilgisayar sahibi olduğumuzda, ki hâliyle "evin" bilgisayarıydı bu cihaz, internete bağlanmak için bir sene daha beklemiştik. Çevirmeli bağlantı ile bir fotografın inmesi bile epey vakit alıyordu. 1998'de TRT'de işe başladığımda yerel alan ağı ihalesi yeni yapılmıştı, geniş alan ağı bağlantısı ise henüz yoktu.

Bu girişi yapmamdaki amaç, "platform" kavramının hayatımıza neden bu kadar geç girdiğine dair bir tespitimi paylaşmak... Teknoloji, hem internet bağlantı hızları anlamında, hem de sıkıştırma algortimaları anlamında hazır değildi. 

Sanırım platformlardan bahsetmeye başlamadan önce Over The Top Television ya da daha yaygın bilinen adıyla OTT nedir sorusuna açıklık getirmek iyi olur. Endişelenmeyin, dünya bir gaz - toz bulutuyla zamanına götürmeyeceğim sizleri. Hatta, dilerseniz OTT'yi boş verip bu yazıyı okumayı sürdürebilirsiniz. OTT de neymiş diyenleri buraya davet edeyim.  

Medya yazı dizisinin klasik üçlüsü, üretim - dağıtım ve tüketim'e gelirsek; sıralamayı bozmayalım. 

Platformlarda Üretim: Oldukça sancılı bir konu platformlarda üretim. Platformlar, müşterilerine bir kütüphane sunar. Yüzlerce, çoğunlukla binlerce saat içeriğin olduğu bu kütüphanedeki "işler"in önemli bir bölümü daha önce çeşitli yerlerde yayınlanmış eski üretimlerin yeniden lisanslanmasıyla elde edilmiştir. Bu işlerin dışında, platformun sadece kendisi için ürettirdiği içerikler de kütüphanede yer alır. Platformları asıl öne çıkartan bu özel yapımlardır. 2013 yılında bir yazımda House of Cards adlı dizinin yapım sürecini ve Netflix'in sektörü değiştiren etkisini anlatmaya çalışmıştım. Klasik TV ekranlarında yer bulamayan işlere ekranlarını açan platformlar, bu sayede abonelerini arttırmak ve mevcutları korumaya çalışıyor. Peki Disney gibi bir devi dışarıda bırakırsak, platformların temel işi yapım olmadığına göre kim üretiyor bu işleri? Sorunun yanıtı içinde gizli, yapım şirketleri elbette. Bugün artık TV kanallarının da bir çoğu ekranlarında yayınladıkları işlerin neredeyse tamamını yapım şirketlerine ürettiriyor. Yazı dizisinde yapım şirketlerine yer vermeyi unuttum, ancak dizi ve film başlıkları altında onları da anlatmaya çalışacağım. Bu noktada aklınıza şu soru takılabilir, kimi içerikleri birden fazla platformda görüyorum. Bu nasıl oluyor? İçeriklerin telif hakkı sahiplerinin yaptıkları anlaşmalarına göre sadece bir ya da birden fazla platformda gösterilmesi olanaklı. Hatta kimi içerikler platformun bir ülkesinde yayındayken bir başka ülkede yayında olmayabiliyor. Bir süre izlediğiniz bir içeriği artık göremiyorsanız bunun sebebi de büyük olasılıkla telif hakkı sözleşmesidir. Disney'in durumu biraz farklı. Onu ayrı bir yazıda değerlendirmek istiyorum. Kısacası platformlar içeriklerin büyük çoğunluğunu başka mecralarda yayınlanmışlardan, küçük oranda ise platforma özel üretimlerle sağlar.

Platformlarda dağıtım: Platformlar içeriklerini tablet, telefon, televizyon ve bilgisayarlar üzerinden dağıtır. Content Delivery Network denilen CDN olarak kısaltılan, sağlam internet bağlantısına sahip bir çok sunucu bilgisayarlara kopyalanmış içerikler istemci tarafta, yani bizlerin cihazlarından gelen istekleri yanıtlar. CDN yatırımı, platformların önemli gider kalemleri arasında yer alır. Neyse ki günümüzde CDN'ler için yatırım yapmak da ayrı bir iş hâlinde. Platformlar anlaştıkları CDN sunucusundan hizmet alımı ile yayınını iletmekte. Bu başlık altında search and recommendation, Türkçesi ile arama ve tavsiye motorlarından bahsetmek istiyorum. Bir önceki başlıkta belirttiğim gibi platformların yüzlerce, çoğunlukla binlerce saatlik içeriği bulunuyor. Kullanıcı ara yüzünde bunların tümünü listelemek pek olanaklı değil. Bu yüzden, izleyicinin ilgisini çekecek içerikleri ön sıralarda göstermek, önceki seçimlerine göre önerilerde bulunmak amacıyla geliştirilen algoritmalar çok önemli. Tek işi bu olan şirketler var sektörde. Yapay zeka, arama tavsiye motorlarında çok kullanılıyor. 

Platformlarda tüketim: Disney yazısında uzunca bahsedeceğim ancak yeri gelmişken değineyim. Tüketim ile üretim süreleri arasında orantısız bir ilişki var. 90 dakikalık bir filmin hazırlanması aylar sürerken izlenmesi en fazla 90 dakika sürüyor. Platformun müşterisi doymak nedir bilmeyen bir insana benziyor. Önüne ne koyarsanız silip süpürüyor ve daha fazlası yok mu diyor sürekli. Bu doymayan insanı hep mutlu ve abone tutmak için kütüphaneyi geliştirmek çok maliyetli bir iş. Platformların büyük çoğunluğu reklamsız, sadece abonelik gelirleri ile çarkı çevirmeye çalışıyor. Abonelik dışında içerik satışından da bir gelir olsa da bu çoğunlukla kaydadeğer değil. Tek gelir kalemi abonelikken gider kalemleri oldukça fazla. İçeriklerin elde edilmesi için ödenen telifler ya da içerik üretimi için harcanan bütçeler, CDN'lere ve diğer altyapılara ödenen ücretler, resmi kurumlara ödenen lisans ücretleri, personel giderleri, reklâm giderleri... Abone gelirleri, şifre paylaşımı - ortak kullanım nedeniyle düşünce, platformlar bu dengesi durumu düzeltmek adına bir takım çabalar içerisine girdi. Exxen'in yaptığı gibi reklâmlı abonelik çözüm olasılıklarından birisi. Bir diğeri dizi şeklindeki içeriklerin yeni bölümlerinin bir hafta arayla platforma yüklenmesi. İki yaklaşımın da kendine göre dezavantajları var. 

Genel değerlendirme: Yazıda platformların adlarını olabildiğince geçirmemeye çalıştım. Bu çabamın nedeni her biri ülkemizde ticari faaliyette bulunan şirketlerin işlerine zarar vermemek. Bu yazı dizisindeki amacım sektörün içinde olmayan sıradan izleyiciye işlerin nasıl yapıldığına dair bir resim sunabilmekten ibaret. Bu yüzden Disney +'in Atatürk dizisine dair kararını değerlendirmedim. Blu TV, Gain, Exxen ve Tabii sektörün yerli oyuncuları. Amazon Prime, Disney +, Netflix, MUBİ uluslararası oyuncular. 

Elbette yazı dizisinde bahsetmediğim ancak bence platformlar arasında en sürdürülebilir iş modeline sahip şirket YouTube. Kimileri YouTube'u bir platform olarak bile görmüyor. Oysa yukarıda anlatmaya çalıştığım üretim, dağıtım, tüketim üçlüsünün tüm boyutlarında YouTube sürdürülebilir iş modellerine sahip. İçeriklerin büyük çoğunluğu bağımsız içerik üreticilerince hazırlanıyor. Gelir paylaşımı modeliyle YouTube tarafından yayınlanıyor ve izleyiciler, kendi aramalarına göre özelleştirilmiş reklâmlar eşliğinde ücretsiz ya da abone ücreti ödeyerek reklâmsız tüketiyor. Bu arada YouTube'un çok izlenen içerik üreticilerine bir takım imkânlar verdiğini de belirteyim.  

Yorumlar

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum.