İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti. İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı. Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı. Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım. Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar.
Ernesto Sabato'nun Tünel isimli romanını Pınar Savaş İspanyol'cadan tercüme etmiş. Ayrıntı Yayınları'nın 2000 yılında yayınladığı, 140 sayfalık ilk baskısından okudum. Son yıllarda okuduğum etkileyici romanlardan birisiydi. İlk cümlesiyle birlikte romanın hem anlatıcısı hem de baş karakteri ressam Juan Pablo Castel'in Maria Iribarne'nin katili olduğunu öğrenmek şaşırtıcı bir başlangıçtı. Aşk ile saplantıyı, sevmek ile sahiplenmeyi bir sanma böylesi trajik sonlara yol açıyor. Varoluşçu yazarların eserlerini seviyorsanız Sabato'nun Tünel'ini de seversiniz. Keyifli okumalar dilerim.