İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti. İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı. Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı. Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım. Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar.
Okumayı, araştırmayı ve yazmayı seven birisiyim. 20 seneden uzun süredir çalıştığım yayıncılık dünyasının video (görüntü) tarafında bir çok yeniliğe tanıklık ettim. Standart tanımlamalı (SD) yayınlardan yüksek tanımlamalı (HD) ve son olarak ultra yüksek tanımlamalı (UHD-4K) görüntüler ilk akla gelenler. Ses ise temelde fazla değişmedi. Mono - stereo, ben sektöre girmeden var olan teknolojik yenilik. Sıkıştırma teknikleri gelişse de sesin ele alınışına farklı bir yaklaşım, 5+1 - 7+ 1, 10+1 - 22+2'leri saymazsak, yaşanmadı denilebilir. İşte bu durum Next Generation Audio ile birlikte değişecek gibi görünüyor.
Next Generation Audio (NGA) nedir?
Kısaca tanımlamak gerekirse NGA öncesi dünyada sesin son hali, yapım esnasında, yapımcı tarafından veriliyor. Farklı kaynaklardan gelen sesler, bir ses karıştırıcısından (audio mixer) geçirilerek tek ses (peki stereo için sağ ve sol sesler, 5+1 - 7+1, vb için farklı hoparlörden farklı sesler) halinde yayınlanıyordu. Alıcı tarafta izleyicinin yapabildiği tek şey sesi oluşturan frekanslarla oynamak (bas-tiz vb) ve seviyesini ayarlamaktan (sesi yükselt-düşür) ibaretti.
NGA dünyasında neler olabileceğini bir futbol maçı yayını üzerinden açıklamaya çalışayım:
Maç yayınında üç önemli ses kaynağı vardır:
- Spiker
- Yorumcu
- Tribün
NGA öncesi, bugünkü dünyada evimize bu 3 sesin karışımı ulaşıyor. NGA ile isteyen spiker ve yorumcu sesini kısarken tribün (efekt) sesini yükseltebilecek. Yani bir yerde her 3 kaynak ayrı ayrı evimize ulaşırken elimizdeki akıllı kumanda ile, her birimiz ses masasındaki teknisyen olabileceğiz. Bu, elbette senaryolardan sadece bir tanesi. Ses kaynağını bir nesne olarak tanımlayıp, alıcıya ses-görüntü ile birlikte bu nesnelerle ilgili bilgileri de gönderdikten ve bunu önceden tanımlanmış standartlar çerçevesinde yaptıktan sonra ne tür uygulamaların geliştirilebileceği biraz yapımcının hayal gücüne kalmış oluyor. Özellikle sanal gerçeklik ya da arttırılmış gerçeklik uygulamalarında NGA, çok daha gerçekçi deneyimler yaşamamızı sağlayacak.
Aslında, farkında olmasak da, sinemalarda Dolby Atmos, MPEG-H, DTS:X gibi adlara sahip teknolojiler sayesinde NGA güzelliklerini duyuyorduk. Ayrıca oyunlarda ve kimi Blu Ray oynatıcılarda gene NGA kullanımı mevcuttu. Görünen o ki önümüzdeki seneler içerisinde, belki 3-5 yıla kadar, tüketici elektroniği üreticilerinin kullandığı kısaltmalara yenileri eklenecek...
Bu arada yazıda derlediğim bilgiler için büyük oranda EBU'nun NGA konusunda yayınladığı Technology Fact Sheet belgesinden yararlandım:
Ek bilgi edinmek isterseniz Dolby firmasının Atmos ile ilgili yayınladığı White Paper'a bakmanızı öneririm. Sinemada NGA kullanımına yönelik geliştirdikleri teknolojiyi anlatıyor.
Gene, özellikle audio konusunda önemli gelişmelere imza atan bir başka şirket DTS'in DTS-X teknolojisini incelemeyi ihmal etmeyin;
Son bağlantı ise Fraunhofer Enstitüsü'nden. MPEG-H ile ilgili sayfaya mutlaka bakın...
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.