Ana içeriğe atla

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

post IBC - 1

Pre IBC yazısı yayınlamamıştım 2018'den önce. 2015'te beni çok zorlayan "farklı kentte kalma" kararını son dakikada değiştirerek geceliği 160 €'ya bulduğum Pension Homeland adlı otelde konakladım. 
Hem bütçe oldukça kısıtlı hem de bir firmayı değil de kendinizi temsil ediyor olunca, konferans ve fuar dışı etkinliklere katılamıyorsunuz. Oysa IBC, RAI merkezinin dışında, gece de devam ediyor. Gece etkinliklerinin büyük bölümü katılımcı firmaların partileri, bir bölümü ise gene firma temsilcilerinin düzenlediği akşam yemeği organizasyonları. Fuar / konferans toplam 5 gün içinde olup bitiyor. Bu 5 akşam demek. İlk gün ile son günü de aradan çıkartın, aslında 3 akşamınız var bağlantılarla sıcaklık kurmak için. Elbette orada bulunuş amacınız malınızı / hizmetinizi pazarlamak. Hâl böyle olunca partilerde, yemeklerde bulabildikleri her ortamda ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor firmalar. Peki kiminle? Çok az sayıda kişiye ulaşan bir blog yazarı ile değil :(
Bütçe kısıtı olmasa belki bir akşam blog yazarı olarak görüşmek istediğim üst düzey yöneticileri davet edebilirim bir yerlere. Ancak bunu İstanbul'da yapabilsem bile Amsterdam, kur etkisiyle özellikle, böylesi bir program için hiç uygun değil.
Kısacası konferans ve fuar alanı ile basın merkezi arasında sürekli hareket halinde geçen 3 tam gün geçirmekle yetindim IBC 2018'de. 
Nerede o eski IBC'ler diyecek halim yok. Bu ikinci ve muhtemelen son IBC katılımım, bir önceki ile kıyaslayabiliyorum bu yüzden sadece. 2015, 2018'den daha hareketliydi. Fuar koridorlarında zor ilerlediğimi hatırlıyorum meselâ. Keza havaalanında bir çok arkadaş ile karşılaşmıştım. 2018, hem ülkemizin içinden geçtiği ekonomik zorluklar hem de sektörün "killer app" / "vurucu uygulama" bulamama sıkıntısı ile sönüktü. 4K beklenildiği hızda ilerlemiyor, 8K tanıtılsa bile daha 4K'dan beklediğini alamayan endüstrinin ileri sürmek istemediği bir teknoloji; SDI - IP dönüşümü deseniz IP tarafında hayal edilenin henüz çok gerisindeyiz, özellikle zamanlama yönetimi konusu karışık ve firma spesifik çözümler konunun özüne aykırı.... Yani batı cephesinde yeni bir şey yok.
Aslında tam olarak böyle değil. Yenilikler var, ama bu yıl ortada ürün yok.  En büyük yenilik, fuara gitmeden önce benim de çalıştığım 5G konusu. Fuarda bir kaç görüşmede DVB organizasyonundan telko şirketlerine operatörlerden son kullanıcı cihazı üreticilerine herkesin merakla beklediği bir şey olduğunu gördüm. Bulut bilişim konusunda bir etkinlikte gördüğüm bir slaytı hatırlattı bana 5G'nin durumu. O slaytta bulut bilişim için:
 ilk deneyim gibidir
herkes konuşur
herkes yaptığını söyler
kimse gerçekte nasıl bir şey olduğunu bilmez diyordu. 
5G, bugün için fazlasıyla ilk deneyim özelliklerini taşıyor. 
Fuar / konferanstan aklımda kalan bir diğer şey ise eSpor adlı çığ. Gerçekten bu kadar devasa bir yapının varolduğundan habersiz olmama şaştım. Benim oyun diye bildiğim soliter ve mayın patlatmadan ibaretken eSpor, uluslararası turnuvaların düzenlendiği, gerçek sporcularla kıyaslanabilecek düzeyde ücretlerin kazanıldığı, insanların başkalarının video oyunu oynamalarını izlemek için stadyumları doldurdukları bir endüstri haline gelmiş. Yayıncılık dünyası açısından izlenilen şeyin gerçek ya da sanal olması pek bir şeyi değiştirmiyor. Ortada parasallaştırılabilecek / reklâm alınabilecek bir içerik olması yeterli. Milenyum kuşağı olarak adlandırılan 2000 ve sonrası doğumluların ilgi gösterdiği bu trend, 2000 ve sonrası doğumluların iş / meslek sahibi olup gerçek tüketici olmalarıyla birlikte ana akım medyada da kendisine yer bulacak gibi. 
Bu, bana hâlâ anlamsız gelen, eSpor konusu, eminim ülkemizde de oldukça fazla izleyiciye sahiptir. Fuara katılan Türk arkadaşlara sorduğumda 3 büyük kulübün eSpor takımları olduğunu hatta büyük elektronik üreticisi şirketlerimizden birisinin bu takımların sponsoru olduğunu öğrendim. Türkiye'de eSpor ligi var mı? Federasyon var mı? Online dışında, uyduda eSpor kanalımız var mı? Reklâm pazarındaki yerleri nedir? sorularının yanıtlarını ilerleyen günlerde açacağım eSpor Türkiye dosyasında işleyeceğim inşallah. 
Uzun yazdım biraz kusuruma bakmayın. Hollanda uçağında karşılaştığım, beyaz yakalı göçü ise gezinin en düşündürücü yanıydı. Savunma sanayinde çalışan beyaz yakalıların Hollanda ve Belçika'ya göçmesi, bugünümüzü ve geleceğimizi derinden etkileyecek sonuçlara yol açabilir. Belki yaşım gereği, gitmenin çare olmayacağını düşünenlerdenim. Bizleri bugünlere getiren ülkemize borcumuz var ve ömür boyu ödeyerek bitiremeyiz bu borcu. Nereye gidersek gidelim, ne kadar çok kazanırsak kazanalım hep öteki olacağımız ülkelerde yaşayacağız. Çocuğunuz için söylenecek en iyi söz ise "Türk ama iyi" olacak.  Ayrımcılık ifadesi olarak kullanılacak "Türkiye kökenli" sözünden torununuz da kurtulamayacak. Yani siz onların dilini de konuşsanız, oradan birisiyle de evlenseniz onlardan birisi olamayacaksınız. İçinizde hep simit özlemi, hep bir salça ekmek hasretiyle yaşayacaksınız. 
Tercih meselesi elbette, ama gitmek, inanın sizin için bile çözüm değil...

Yorumlar

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.