Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün. UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil. Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum.
Kitabın fotografı yerine sonbahar renklerini paylaşmak istedim. |
Taylan Kara'nın 160 sayfalık eseri Hayal Yayıncılık'tan Ağustos 2008'de çıkmış. Farklı bir eser Cölanj. Yayınevi roman olarak sınıflandırmış. Edebiyat ile bilgim fazla olmasa da ilgimden ötürü novella olarak sınıflandırmanın daha doğru olduğunu düşündüm okuduktan sonra. Sınıflandırmanın ne önemi var bilemiyorum.
Kitabının adının ne anlama geldiğini merak etmiş olabilirsiniz. eserin son sayfasından bir alıntı ile merakınızı gidereyim ya da arttırayım:
"Cölanj, kanalizasyona ve gezegene karışan her şeyin ortak adı...Cennetlerinin Özel Labirentlerinde Alçaklaşanların Nostaljik Jestleri...Cellatlarının Öğretileriyle Laboratuvarlarda Alıklaşan Nadide Jenerasyon...Cesetleşmeden Önce Lağımdan akan Neslimizin Jeneriği...Cölanj, çok uzun süredir bir uygarlık durumu..." s. 160
Evli ve bir çocuklu, beyaz yakalı, İstanbul'da yaşayan kahramanın, Ali'nin "hayatından bir kesit" diyebiliriz eserin konusu için. Elbette bu çok yüzeysel bir tarif olur. "Hayatından" yerine "dramından" desek mesela, kitabın ruhuna biraz daha yaklaşmış oluruz. "Dramından"ı "dramımızdan" ile değiştirmek sanırım daha doğru olacaktır.
Ali, işe gidişini şöyle betimlemiş:
"Direksiyonlarına sıkı sıkı yapışmış yüzlerce kişi güneşi arkada bırakarak, sekiz saat sonra güneşi yine arkalarında bırakarak geri dönecekleri bir yoldan şehre gidiyor. Yaklaşık 7500 ile 10000 kere gidip gelince öleceğiz, bizler gömüldükten sonra yerimize elleri direksiyon tutan yenileri gelecek." s.60
Karamsar bir bakış mı sizce? Ben gerçekçi demeği yeğliyorum. Tekdüzeleşen, ne kadar inanmak istemesek de, kurulu düzende başka türlüsünün mümkün olmadığı hayatımızı yüzümüze vuruyor Kara:
"Tıpkı benim gibi senin de birinci vazifen, annene, babana, eşine, çocuğuna, akrabalarına, patronuna ve komşularına ve diğerlerine hayatlarını devam ettirmeleri için yaşam enerjini vermektir. Tükenmişliğinin ve hiçbir şey olamayacağının yegâne nedeni budur. Bu sıradanlıkta dahi seni bu görevlerden mahrum etmeye çalışan bir takım "dışgüdüler" olabilirse de asla varlık nedenini aklından çıkarmamalısın." s.53
Kafka'nın Dönüşüm adlı eserine göndermeler de var Cölanj'da:
"Bir sabah uyandığımda yatağımda kendimi böcek olarak bulma korkum artık yok çünkü başlangıcını hatırlayamadığım kadar uzak bir zamandan beridir solucan olarak yaşıyorum.
160 sayfalık eser oldukça sarsıcı. Kendi gerçekliği ile yüzleşmek istemeyenlerin uzak durmasını öneririm.
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.