Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

Bir başka Paris Rehberi: Faruk Uraz söyleşisi

1. Öncelikle söyleşi teklifime bu kadar kısa sürede yanıt verdiğiniz için çok teşekkür ederim. İlk soru biraz klasik olacak ne yazık ki. Faruk Uraz 'ı ben Paris'te yaşayan, Türkiye'de doğup okumuş birisi olarak biliyorum. Siz bu kısacık bilgiye neler eklemek istersiniz. Aslında kendinizi ve yaptığınız işi kısaca tanıtmanızı istesem. Dilerseniz, uzun uzun da anlatabilirsiniz elbette. Sayfa sınırımız yok :) Faruk URAZ, Paris, Meclis Binası önü, Seine nehri kıyısı Sizin tabirinizle Türkiye'de doğup okumuş birisi olarak Fransa’ya gelmiş olmak önemli mi bilmiyorum ama galiba bir şans. Diğer olasılıkta  iki ülke arasında sıkışıp kalma riskiniz  birazcık daha fazla. Bu anlamda bir dönem Normandiya’da öğrenci olarak yaşamış birisi olarak Fransa’nın başka bir bölgesinde değil de Paris’te yaşıyor olmaktan dolayı ayrıca memnunum. Paris, İstanbul gibi metropoller ait oldukları ülkelerin kimliklerini ikinci plana itebilen güçlü karakterli şehirler. Ben bir de Paris’in ...

Sayısal radyo konusunda bir söyleşi daha Bu kez söz Attila Ladanyi'nin. Şimdilik İngilizce. İlk fırsatta tercümesini de yayınlayacağım.

As you may noticed, I posted two interviews on digital radio, one of which is with Mr. Patrick Hannon & the second is with Ms. Ruxandra Obreja. I am pleased to say that both interviews were very informative for me & also for the Turkish market. I was working on the digital radio transition project professionally when I posted those interviews. After a change in my position, although I am not directly involved in the project any more, I keep following the progress and still try to understand the technology. This is the third interview with the same 4 questions. Mr. Attila Ladanyi is the CTO of T & C Holding and also a Board Member of the RDS - Forum. The photo in this post is from Paris. 1. There are many examples of digital radio transitions all over the world. Some are great success whereas some are total fail.  I think there is not a one-right-path to follow. What do you recommend us, I mean in Turkey, with all those experiences? I don't know from any t...

Kimlik / Kaan Arslanoğlu

Sene 1992 falan olmalı. Üniversitede okuduğumu hatırlıyorum. Abim de tıp fakültesi öğrencisi. Kimlik adlı bir kitap var elinde. Beyaz kağıda basılı, ince bir roman. Pratisyen bir doktorun sistemle, hayalleriyle ve kendisiyle yüzleşmesini anlatıyor. Kitapla ilgili aklımda en net kalan ise finali.  Romanı, yıllar sonra yeniden okuyunca ilginç oldu. Öncelikle romanın en başında ve en sonunda yer alan bölümleri tamamen çıkartsanız hiç bir kaybın olmayacağını fark ettim. Sanki biraz, hepimizde olan, kendi sorunlarını bir arkadaşın başına gelmiş gibi anlatma endişesi ile konulmuş bu bölümler. Kimbilir, belki o dönem böylesi gerekiyordu.  Romanın tartıştığı sorunlar önemli. Aslında hepimizin, zaman zaman dönüp kendimize sorduğu  sorular. Neden insanlar sorgulamıyor, düşünmüyor, neden akışa kapılıp gidiyoruz/gidiyorlar, mücadeleden ne zaman vazgeçtik, haklı olduğumuzu bildiğimiz halde sözden eyleme neden geçemiyoruz. Sorular çok ve yerine oturan, gerçek hayattan iyi seçi...

Ovacık Belediyesi sayesinde çorbada tuzum oldu

Basından takip etmişsinizdir Ovacık Belediyesi'nin başkanı boş duran hazine arazilerine fasulye ve nohut ekti geçtiğimiz ekim zamanı. Ardından hasat yapıldı ve bir duyuru paylaşıldı çeşitli mecralarda. Organik nohut ve fasulyeleri 3 kiloluk paketlerle satışa sunuluyor. Elde edilecek gelir ile Ovacık'ın üniversitede okuyan gençlerine burs sağlanacak şeklinde. Duyuruyu okur okumaz öncelikle telefon ettim Belediyeye. Ardından e-posta ile ulaştım ve siparişimi elektronik ortamdan ilettim. Tarih, bundan iki ay kadar önce. Siparişim 4'er adet nohut ve fasulyeydi. Toplamda 24 kiloluk bir paket gelecekti yani.  Siparişler bir türlü gelmek bilmiyordu. Aradan geçen sürede Belediye facebook sayfasından bir duyuru yayınladı ve personel yetersizliği yüzünden siparişlerin gecikmeli olarak gönderilebileceğini paylaştı. Bu açıklamanın üzerine, işlerini kolaylaştırabileceğini düşündüğüm fikirlerimi de içeren bir e-posta gönderdim kendilerine. Anladığım kadarıyla gene personel yeters...

Ali Münif Bey'in Hatıraları / Taha Toros

Bir konuya takılıp kalmak, 40'lı yaşlarıma kadar pek yaptığım bir şey değildi. Belki de bu yüzden, bir çok konuda bir çok yarım yamalak bilgiye sahibim. Nedendir bilmem İttihat ve Terakki tarihi, daha doğrusunu söylersem Osmanlı'nın son 30 senesi ile Cumhuriyetin ilk 20 senesini kapsayan 50 yıllık süre, çok ilgimi çekiyor. Durup düşündüğümde sebebini, bir dönem okuduğum anı-romanlar geliyor aklıma. Ayşe Kulin, Cahit Uçuk bu konuda birden çok eserini okuduğum iki isim.  Ali Münif Bey'in adını, hatıralarını, Kadıköy çarşı içerisindeki bir sahafta görüp satın almadan önce duymamıştım. Oysa İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin merkez komite üyeliğinin yanı sıra, Talat Paşa dahiliye nazırı iken müsteşarlığını, ardından sadrazam iken Nafia nazırlığını yapmış birisiymiş. 1925 İzmir suikastı davası sonrası idam edilen Cavit Bey'in mülkiyeden sınıf arkadaşı, Adana'nın, Cumhuriyet döneminin ilk belediye başkanlarından, çok partili ilk meclisin de en yaşlı üyesi sıfatıyl...

Elveda Güzel Vatanım / Ahmet Ümit

Ahmet Ümit'in İttihat ve Terakki konulu bir roman hazırlığında olduğunu okuduğumda sanırım Paris'teydim. Rue des Ecoles sokağında dolaşırken bir yandan da Ümit'in romanında buraları nasıl anlatılacak diye düşünüyordum. Bilmeyenler için belirteyim Rue des Ecoles, İttihat ve Terakki Cemiyeti Paris şubesinin bulunduğu sokak. Merak edenler için de ekleyeyim, bina halen ayakta ve elbetteki üzerinde bir zamanlar İttihat ve Terakki Cemiyeti merkezi olduğuna ilişkin hiç bir bilgi yok.  Elveda Güzel Vatanım, 576 sayfalık, hacimli bir roman. Ümit, Paris'ten Selanik'e, romanın geçtiği mekanlarda epey dolaşmış, söyleşilerinde anlattığına göre. Romanın önemli bir bölümü ise Ümit'in yaşadığı ve sokaklarını iyi bildiği İstanbul'da geçiyor. Geçtiğimiz hafta içerisinde 36 saatlik bir İstanbul ziyaretim oldu. Bu 36 saat içerisine Pera Palas'ta bir Türk kahvesi de sığdırdım. Roman, elbette yanımdaydı ve sağolsun pastanedeki görevlinin anlattıklarıyla romanın yazılış...

2016 biterken

Paris, 2013 Gelenekselleşen bir şey değil benim yaptığım. Kimi blog yazarları yıl başında hedeflerini, yıl sonunda değerlendirmelerini yazıyor. Yalan yok, başlarda kıskanıyordum böylelerini. Zaman içerisinde gördüm ki aslında kısa vadeli, ki bir yıl bu anlamda pek kısa, hedefler koymak bana göre değil. Benim de hedefim var elbette hayatta. Ancak bu ömürlük bir hedef. Gene de 2016 biterken, yani ömür dediğimiz ve süresini bilmediğimiz bu dünyadaki hayatımızdan bir yıl daha geçerken, o "ömürlük" hedefimle aramdaki mesafeyi ölçmenin bir sakıncası yok.  Hedefim kısa ve net: Birisi, ki onun kim olduğunu hepimiz/hepiniz biliyoruz/biliyorsunuz, Özgür'ü nasıl bilirsiniz/bilirdiniz  diye sorduğunda duymanızı istediğim de bu: iyi bilirdik .  Bu "ömürlük" hedefe ulaşmak için geçilmesi gereken yollar var elbette. Şimdi bunlardan bahsetmektense daha fazla ilgi göreceğini düşündüğüm, elle tutulur projelerimden söz edeceğim, 2016 için. Eğer sağlığım ve eli...

bilgi güvenliği uzmanı Adil Burak SADIÇ ile söyleşi

Malum,  bir süredir söyleşilere de yer veriyorum blogumda. İşin doğrusu söyleşeceğim kişileri ve konuları seçebiliyor olmak büyük şans. Çok şükür ki bu güne kadar epey farklı konuları merak ettim, epey çok insan tanıdım. Tanıdıklarım ve tanıştıklarım ile uzun sohbetlerim oldu. Bu söyleşiler, o sohbetlerin, o iyi ilişkilerin sonuçları. Bu kez, bambaşka bir konu ve bir o kadar farklı bir konuk var karşınızda. Adil Burak SADIÇ, benim lise ve üniversiteden dönem arkadaşım. Her ikisinde de farklı sınıflarda / section'larda olsak da mezuniyet sonrasında birbirimizi hep aradık sorduk. Günümüzde LinkedIn gibi platformlar sayesinde bu "arayıp sormak" daha çok "takip etme"ye dönmüş olsa da :) Bilgi güvenliği denildiğinde, ülkemizde akla gelen isimlerin başında Adil Burak SADIÇ ile söyleşiyi keyife okumanız dileğiyle...  1. Kısaca kendini tanıtmanı rica etsem. Ankara Atatürk Anadolu Lisesi ve ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği'ni bitirdin. Sonra?  Sonr...

Sıradışı Paris Rehberi'nden bir Paris blogu: Paris Mektupları: Aslı ULUSOY PANNUTİ söyleşisi

Aslı ULUSOY PANNUTI Bu söyleşi işini gerçekten sevmeye başladım. Hele bir de Aslı ULUSOY PANNUTI  gibi, kısa sürede yanıtları gönderen birisiyle söyleşi yapmak çok daha keyifliydi. Buradan, aylardır yanıt gönderecek olanlara da "kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla" demiş olayım.  Aslı hanımı Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla tanıdım. Paris'e yerleşmeye gideceğimiz belli olunca, evdi, çocukların okuluydu soracak çok soru oluştu birden. Bu işleri bilen birisi kimdir sorusunun yanıtı oldu Aslı hanım. Sağolsun o zaman tanıştırdığı Elvan UZEL MATEO, deyim yerindeyse Paris'teki elimiz ayağımız oldu. Onun vesilesiyle hazırladığımız dosyamız, ilk hafta içinde evimizi tutmamızı sağladı mesela, ki Paris'te bir iki günde kiralık ev ayarlamak öyle herkese nasibolmuyor. Ev kiralamak işi de, pek çok diğer iş gibi, tam Fransız usulü :)  Aslı hanım, Paris'te eşlikçi rehberlik yapıyor. Ahmet Öre, Cüneyt Ayral, Nedim Gürsel gibi Aslı Ulusoy Pannuti de elektr...

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.