Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün. UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil. Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum.
Günbatımında yine aynı tatil köyünde, aynı masadaydılar. Yıllar sonra, karşı karşıya. Konuşmuyorlardı. İçmiyorlardı da. Kadehleri doluydu, bellekleri gibi. Oysa unutulması gereken ne çok şey vardı hayatlarında. Ama bellek unutmaz, kimi kez bazı anılar silinse de. Anlar hep kalır. Göz göze gelmekten kaçındıkları şu an gibi. "Çoğu gitti, azı kaldı" diye düşünüyordu adam, "hayat önümde değil artık." Kadınsa onu beklemekle geçen yıllarına yanıyordu. "Beni anlamadın ya / Ben ona yanıyorum." Bir zamanlar dilinden düşmeyen bu şarkının çılgın ritmiyle diskoteklerde dolaşır, bir gecelik sevişmelerin sabahında şimdi karşısında susan adamı özlerdi. Onunla başkaydı. Ama uzaktaydı işte. Belki de, uzakta olduğu için başkaydı. Evet, öyleydi kuşkusuz. Aynı yastığa baş koyup birlikte uyanmaların, alışkanlıkların, kötü kokularla kavgaların aşkı öldürmediğini kim öne sürebilirdi? Özlemekti aşk. Her an, her gün daha çok özleyip kahrolmak. Mum gibi erimek, içten içe. Pervane nasıl ışığa yaklaşır, kanatlarını yakalarsa öylesine tutuşmak. Bir gövdenin bıraktığı boşlukta yaşamak; her an, her gün daha derinde.

Nedim Gürsel'den daha önce Yüzbaşının Oğlu adlı romanı okumuş ve genel olarak beğensem bile çok da etkileyici bulmamıştım. Öykülerine ise bayıldım. Öyküleri okurken aklıma iki yazar geldi. Biri, Milan Kundera ve elbette Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği romanı. Diğeri ise çok severek okuduğum Demir Özlü.
Yukarıdaki alıntı, kitabın Günbatımı adlı öyküsünün başından. Farklı tarzda öyküler yer alıyor kitapta. Tamamen kurgusal olanların yanında yaşanmışlıklar içerdiği fazlasıyla anlaşılan öyküler de var. Hepsinin ortak noktası ise yalnızlık, olmamışlık ve aşk. Bir hikaye ayrılıyor diğerlerinden bana sorarsanız: Cennette Bir Mevsim. Gürsel'in İslam ile ilgili araştırmalarını okumuştum. Hatta bir romanı da var Allah'ın Kızları adında. Cenette bir mevsim öyküsüyle ilgili epey yazabileceğim var benim de, ama bunu bir başka yazıya bırakacağım. İki yazı projem var. Biri, uzunca süredir aklımda: Sosyal Demokrasi Az Gebelik midir? diye. İkinci yazı ise Sol ve İslam: hayata soldan baktığını düşünen birisinin dinle barışması.
Gürsel'in kalemi çok güçlü. Her öyküde bu anlaşılıyor. Sanırım kırk yıldır Paris'te yaşıyor Gürsel. Hem güncel dile hem dilin zenginliklerine son derece hakim. Okumayı sevenlere, dilin gücünü görmek isteyenlere ve hayatını sorgulamaya hazır olanlara kesinlikle önereceğim bir kitap. Ancak, baştan uyarayım. Böyle bir yüzleşmeye, öz sorguya hazır değilseniz ayarlarınızı bozabilir. Geçmişten bir hatırlatmayla, vücut kimyanız bozulabilir.
Son not, bir teşekkür aslında. Paris'te yaşayan ve hayatının bu döneminde tur rehberliğine başlayıp yaşadığı Paris'i yaşamak isteyenlere eşlik eden Cüneyt AYRAL'a. Nedim Gürsel'in öykü kitabının iş yerime kargo ile, adıma imzalı olarak gönderildiğini görünce sevincimi nasıl anlatabilirim. Gürsel'in kitabı, elbette arkadaşı Ayral sayesinde adresime geldi imzalı olarak. Bir de "blogda görüşlerini yazmanız dileğiyle" diye imzalamış Gürsel. Ne diyeyim, demek bu günleri de görecekmişim. 11 yıl önce başlamıştım bu blogda yazmaya. Blog sayesinde o kadar güzel insanla tanıştım ki.
Ne diyeyim, iyi ki varlar, dünyayı güzelleştiriyorlar varlıklarıyla...
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.