Ana içeriğe atla

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

IBC 2015'in ardından genel değerlendirme

IBC 2015'e "basın" olarak akredite edilince, bir sonraki sene de kabul edilmek adına biraz muhabirlik yapmam gerektiğini düşündüm. Standları dolaşırken, ilgimi çekenlerin basına özel etkinliklerine katıldım. Press release'lerini topladım ve koca bir çanta dolusu doküman ve 15 civarında USB ile döndüm. 

Bunları derleyip toparlayıp, firmaların internet sitelerinde doğrulatıp, yazdıklarımı fotograflarla eşleştirmek haliyle epey vakit alacak. Hem emek, hem zaman gerektirecek bu işi hemen yapmam zor görünüyor. Hayat beklemiyor. Ertelense bile açılacak okullar, sağlık kontrolleri, önümüzdeki ay İstanbul'da yapacağım sunum, EMO'da düzenlenmesini istediğim panel ve forumlar yani anlayacağınız işim başımdan aşkın gerçekten. Bu arada, şimdilik çalışmakta olduğum iş yerinde kalan projelerimi toparlamak istiyorum bir an önce. 

Bu yüzden böyle ayrıntılara girmeden bir değerlendirme yazısı yayınlamak istedim. Bir kıymetli meslektaş facebook'taki paylaşımlarıma istinaden, bu güne kadar onca adam gitti, hiç birisi senin kadar bilgi paylaşmadı yorumunu yapmış. Oraya da yazdığım gibi bunlar daha fragman, filmden parçalar sadece. Asıl film yayınlandığında emin olun çok daha etkileyici olacak. Şu kadarını söyleyeyim, sektör lideri bir çok şirketin üst yönetici söyleşi önerilerimi kabul etti. Yakında şirketlerin planlarına ilişkin bilgileri birinci ağızlardan okuyabileceksiniz. 

TVTechTR.blogspot.com'u oluştururken örnek aldığım blog VideoNet idi. Ancak, sadece imrenmek anlamında. Yoksa ne o kadar vaktim ne de olanağım var. Ancak 2013'te daveti ile katılabildiğim Connected TV World etkinliğini de düzenleyen Justin Lebbon'un kulaklarını çınlatayım. Sağolsun, Aralık 2015'te Londra'da düzenleyeceği Future TV Ads etkinliğine de basın kontenjanından davet etti. Londra'dan bir başka davet ise WorldDAB Genel Kurulu'na yönelik olarak geldi. Kasım ayının başında, 3-4 Kasım'da Londra'da düzenlenecek etkinlikte gene basın olarak yer almam teklif edildi. Bu noktada sorun ortaya çıkıyor elbette. Etkinliklerin katılım ücretini almasalar bile ulaşım ve konaklama maliyetlerini cepten karşılamak kolay değil. Londra'ya gidiş dönüş en düşük 800 TL civarında. Konaklama ise başka bir dert. Kısaca ya bir havayolu sponsoru ya da başka bir çözüm bulmalıyım. Havayolu sponsoru zor olduğuna göre, ikinci yol tek yol gibi... 

Hayırlıysa...

Peki dönelim IBC 2015'e. Öncelikle bir hatırlatma, etkinlik 10 - 14 Eylül arasında Konferans ve 11 - 15 Eylül arasında Fuar şeklinde düzenlenmişti. Yani fuar için 9 Eylül'de gelmenize gerek yok :)


 14 salona dağılmış bir etkinlikten söz ediyoruz. Salonlar, iş alanlarına göre bölümlenmiş. Işık sistemleri ile OTT işleri aynı salonda değil yani. 12. salonun tümü Sony tarafından kapatılmış. Sony'nin yanında IBC TV adlı, kapalı devre TV yayını yapanların stüdyosu vardı. Yani aslında fuar 13 salon ve Sony salonundan oluşuyordu. Fuarı gezip ardından benim gibi, LG'i göremedim hiç diyenlerden olmayın diye hatırlatayım fuar "broadcast technologies", "consumer electronics" değil. O, bir hafta önce IFA adıyla Berlin'de düzenleniyor. Peki Vestel'in ne işi vardı derseniz, Vestel set üstü kutusu da üretiyor ve bu sektörden Pace gibi sektör liderlerinden birisini de standı var. 


Türkiye kökenli arkadaşların kurdukları şirketlerin varlığı hep mutlu etmiştir beni. IBC 2015'te de FM vericisi ve sistemleri üreten On AIR, grafik sistemleri üreten XEUS Medya, artık dünya devleri arasında kendisine yer bulan Air Ties, uydu dünyasında henüz büyük oyunculardan olmasa bile farklı operasyonları bir arada yürüten Turksat ve elbette Manisa'nın amiral gemisi Vestel. 


Fuarın önemli standları arasında şirketler kadar DVB, EBU, WorldDAB, Franhoufer Enstitüsü, IRT gibi kurumlarda yer alıyordu. Özellikle EBU'nun standı epey ilgi çekiciydi. EBU'nun teknik dergilerini yanı sıra Simon Fell ile de yeniden sohbet etmek güzeldi. DVB başkanı Dr. Siebert ile de sayısal radyo teknolojileri üzerine ilginç bir konuşmamız oldu. DigiTAG, standı olmasa bile başkanı ve başkan yardımcısı ile oldukça aktifti. Zaten Funke Digital'in de sahibi ve CEO'su olan Stan Bey kadar çok seyahat eden başka üst yönetici var mıdır bilemedim. Stan Bey, aynı zamanda DigiTAG'ın başkan yardımcısı.

IT ve Broadcast bir araya gelmeli mi sorusu, günümüz için pek anlamsız. Broadcast cihazların aslında IT tabanlı cihazlar olduğunu unutmamak gerekiyor. İş, SDI stüdyoların tamamen IP stüdyolar halinde kurulmasına kadar gelmiş dayanmış. IP stüdyoları bugünden fiber kablolarla donatmak, gereksiz bir yatırım gibi görünmüyor artık. Altyapıyı yenilemek çok maliyetli olduğu için ve aslında medyaya da para kazanmak amacıyla girildiği için iş oralarda farklı yürüyor. İnsanlar, maliyetleri hesaplıyor. Kar marjını düşünüyor. Bizdeki kadar çok FTA kanal dünyanın hiç bir ülkesinde yok. İş paralı olsun diye demiyorum bunu, eğer medya bir "iş" olmazsa, yani mevcut durum sürerse, bundan herkes zarar görmeye devam edeceği için yazdıklarım.

IBC'de çalışma anlayışı farklılığını da yaşayarak gözlemledim. Türkiye'deyken ayarladığım görüşmelerin ikisi dışında tümünü gerçekleştirdim. Gerçekleşmeyen görüşmelerin birisi, benim randevuyu telefonuma kaydetmeyi unutmam yüzünden. Sonradan görüşmek üzere haberleşip anlaştık. Diğer yapılamayan görüşme ise ülkemizde şirket sahibi birisiyle olacaktı. İşin ilginci görüşme talebi de kendisinden gelmişti. 

Yayın dünyası IT ile bir araya geldikçe OTT ve arama / tavsiye motorları işin merkezine oturmaya başlayacak gibi görünüyor. Yeni gelenler artık TV izlemiyor aslında. Video izliyor. Sadece içerik toplayıcısına dönüşen klasik TVlere ihtiyaç giderek azalıyor. Connected TV'leri gerçek anlamıyla kullandıkça ve aslına bakarsanız kullanışlı bir arayüzle bu TVler satıldıkça, klasik TV modeli ciddi sarsıntılar yaşayacak. Bu iş modeli değişikliğine 2 - 3 yıl önce dikkat çekmiştim. Netflix gibi bir oyuncunun içerik üretimi işine girmesi, Türk Telekom'un DTH haline gelmesi, OTT işini pek çok telekom operatörünün ilgisini çekmesi birileri için çanların çaldığını gösteriyor. Gelişmeleri önceden okuyan Doğan (NetD) ve Doğuş (Tvyo) bu anlamda okumak gerekli. Ancak böyle kendi içeriği dışında bir şey paylaşmayan, platform haline dönüşmeyen TV internet siteleri, gelecek günlerde klasik TV kanallarını kurtarmayacak.  


Bulut bilişim, sessiz ve derinden ilerliyor. "Akıl" TV cihazında mı bulutta mı olsun tartışması, IBC'de pek konuşulmasa da, CE dünyasının önemli gündemlerinden. Aynı şekilde STB as an app, diye sanal set üstü kutusu da CE dünyasında tartışılıyor. Ancak IBC, CE etkinliği değildi. 

Fuar ve konferansın benim açımdan en güzel yönü, çeşitli uluslararası firmalarda çeşitli ülkelerde çalışan Türk arkadaşlarla sohbet etme olanağı oldu. 2013'te Londra'da katıldığım etkinlikte Almanya ve İsveç'te çalışan iki arkadaş ile tanışmıştım. Her ikisi ile de irtibatımız halen sürer, IBC'de ayak üstü de olsa sohbet ettik yeniden. Gene 2013'te Krakow'da tanıştığım Vestel çalışanları ile de bu kez Amsterdam'da konuştuk. 

Yorumlar

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.