Ana içeriğe atla

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

1920 Yılı ve Sol Muhalefet / Hamit Erdem


Geçenlerde Facebook'ta Kayıp Halkayı Buldum Galiba başlığı ile duyurduğum Hamit Erdem'in, ezber bozan kitabını sonunda bitirdim. Öyle uzun bir inceleme kitabı değil. Çok özel bir tarihe odaklanmış, sağlam belgelerle desteklenmiş araştırma kitabı, ekleriyle birlikte 347 sayfa. Sel yayınlarından çıkmış. Benim okuduğum Şubat 2010 tarihli ilk baskısı. Hamit Erdem'in Mustafa Suphi / Bir Yaşam Bir Ölüm ve Osmanlı Sosyalist Fırkası / İştirakçi Hilmi adlı kitaplarını da aynı alışverişte edinmiştim. Aslında Mustafa Suphi'yi 1920'lerden ayrı düşünmek olanaklı değil elbette. Bu anlamda Erdem'in Osmanlı'nın son dönemi ile Cumhuriyet'in ilk yıllarına odaklandığı tespiti hatalı olmaz sanırım.

Kitabın tam adı:1920 Yılı ve Sol Muhalefet. Yeşil Ordu Cemiyeti (Hafi) -gizli- Türkiye Komünist Partisi Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası (Resmi) Türkiye Komünist Fırkası. Uzun bir isim, kabul. Ancak ismi bile insanı şaşırtıyor. Sene 1920 ve TKP kurulmuş mesela. Hem de 18 Ekim 1920'de. Kurucuları arasında Yunus Nadi (Abalıoğlu), Muhittin Baha (Pars), Tevfik Rüştü (Aras), İhsan (Eryavuz), Fevzi Paşa (Çakmak), Eyüp Sabri (Akgöl), Hakkı Behiç (Bayiç), İbrahim Süreyya (Yiğit), Mahmut Esat (Bozkurt), Kılıç Ali, Ali Fuat (Cebesoy), Kazım Paşa (Karabekir), Çerkez Ethem, Refik (Koraltan), Mahmut Celal (Bayar), Adnan (Adıvar), Refer Bey (Bele) ve İsmet Bey (İnönü) sayılmakta. Bu isimlere itiraz etmek isteyenlere adres olarak kitabın yazarını göstereceğim. Kitapta isimlerin yer aldığı kaynaklar olarak şunlar gösterilmiş: 
  • Erden Akbulut - Mete Tunçay, Türkiye Halk İştirakiyun Fırkası, Sosyal Tarih Yayınları, İstanbul 2007
  • Füruzan Husrev Tökin, Türkiye'de Siyasi Partiler ve Siyasi Düşüncenin Gelişmesi, Elif Matbası, İstanbul
  • Feridun Kandemir, Aratürk'ün Kurdurduğu Komünist Partisi ve Sonrası, Yakın Tarihimiz Yayınları, İstanbul 1966
  • An İnan, Tarihe Tanıklık Edenler, Çağdaş Yayınları, İstanbul 1922
  • George Harris, Türkiye'de Komünizmin Kaynakları, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 1979
  • M.V. Firuze, Türkiye Anıları 1921-Ocak 1922, Cem Yayınları, İstanbul 1978
Yazar, kaynakları belirtirken bir not düşmüş:
Aşağıdaki kaynaklarda buradaki isimlerin önemli bir bölümü hepsinde ortak iken, bazılarında kurucuların sayısı birkaç kişi ile sınırlıdır.
Gene ilginç bir bilgi, Mustafa Kemal'in Çerkes Ethem'e gönderdiği, muhtemelen Kasım 1920 tarihli mektuptur. Mektubu buraya yazmayacağım, uzun alıntılar yapmayı sevmiyorum. Mektup Muhterem Ethem Beyefendi ile başlayıp Sıhhat ve afiyet muhterem yoldaş ile bitiyor. TKP'nin Umumi Katibi Hakkı Behiç de Sevgili Yoldaş ile başlayan mektuplar kaleme almış. 

Şimdi, 1919-23 arasını kulaktan dolma bilgilerle öğrenenler için yukarıda yazılanlar inanılmaz gelebilir. Ancak, Balkan Savaşları ile başlayıp birinci dünya savaşıyla devam eden bir savaşlar döneminden çıkmış ve Mondros Mütarekesi ile Misak-ı Milli sınırlarına kadar çekilmiş bir imparatorluk enkazını, Paris Barış Konferansı'nın merkezindeki ülkelere karşı korumaya çalışan bir yapı elbette bunları yapacaktı. 1917'de devrim yapmış ve devrimler çağının başlaması gerektiğine inanan Sovyetler'in desteğini alabilmek adına başka elinde olanak var mı? Bu anlamda isterseniz haber yapın, Celal Bayar, Türkiye'deki resmi Kominist Parti'nin kurucuları arasındaydı diye. Ne anlamı var? Kocaman bir hiç.

Kitap, zaten böylesi sansasyonel bilgilerin peşinde koşmuyor. Çok daha derin bir soruna vurgu yapılıyor. Sorun, Cumhuriyet'in 1923'te ilanına kadar geçen sürede yaşanan iktidar mücadelesi. 1920 - 23 arasında sadece Yunan, Ermeni güçlerle savaşılmamış. Aynı zamanda Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde isyanlarla mücadele edilmiş. Mücadelenin en büyüğü ise aslında Ankara'da yaşanmış. Biz, galiplerin tarihini okuduk bugüne kadar. Olanları Çerkez Ethem'in gözünden bilmiyoruz. En azından ben Ethem'in anılarını okumadım, henüz. Ya da Yeşil Ordu'yu kaçınız duydunuz? Rusya'da devrimi Kızıl Ordu yaptıysa, Müslüman Anadolu'da da mücadeleyi Yeşil Ordu sürdürür demiş birileri zamanında. Komünizm ile İslam çatışmaz, ikisinde de iktisadi model aynıdır, diye yazılar yayınlanmış. Mülk Allah'ındır, sömürü büyük günahtır, o zaman mülkü halkın elinde toplayalım, herkese emeğinin karşılığını verelim demiş birileri taa 1920'lerde. 

"Ağustos 1920'de Eskişehir ve Ankara'da yayın yapan iki gazete arasında komünizmi kimin temsil ettiğine ilişkin tartışma çıkmış. Kitaptan kısa bir alıntıyla:Kemalist yönetim bir yandan, büyük bir milis gücünü elinde bulunduran Ethem ve çevresinin sol siyaset ile etkili bir işbirliği içine girmesi, gazete-yayın ve örgütlenme olanaklarıyla, komünizm ile emekçi kitleleri buluşturacak ve tabandan gelebilecek bir harekete yol açması endişesi taşıyorlardı.Diğer yanıyla da 'gerçek komünizmi' kim temsil ediyor tartışması sürmekteydi. Tartışmanın özü, Ankara'da özellikle Yunus Nadi (Cumhuriyet Gazetesi'nin kurucusu, sadeceozgur notu) tarafından dile getirilen üst düzeydeki devlet görevlileri ve bürokrasi tarafından benimsenecek bir 'burjuva' komünizmi anlayışı karşısında, Eskişehir'deki avam tabakanın komünizm anlayışı üzerineydi.Bir müddet sonra her iki gazete ve yazar (Resmi) Türkiye Komünist Fırkası'nın sözcüsü olacaksa da, bu temel farklılığın göstergesi gibidirler." s. 100

Kitaba göre, 1920'lerde bunları diyenlerle Cumhuriyet'i kuran yapının uyuşması olanaklı değil. Cumhuriyet'in kurucu yapısının kafasındaki iktisadi model sosyalist değil. 

Kitap hakkında yazacaklarım bundan ibaret değil. Ancak, bugünlerde biraz farklı bir gündemim de var malum, IBC başlayacak yarın. Fuar 11'inde diyen dostlara, konferansın 10'unda başladığını hatırlatmakla yetineyim :) O kadarcık böbürlenme de olsun artık :)

Yorumlar

  1. ''İlim; bir nokta imiş.. Onu Cahiller çoğaltmış ve zorlaştırmış!! Hz. Ali. Orjin İslam ile Komünizmin uyumlu ve benzer sistem olması ve iktisadi yapılarının benzerliği.. İlim.
    Sonradan bu sistemlerin birbirine karşıt yorumlanması da; cehaleti temsil etmiş.
    1400 yıl önceki insan bilincine; sosyalist sistemin anlatılması için başvurulan mecazi ve o dönemin toplum yapısına göre dillendirilen çözümlemeler.. cahiller tarafından anlaşılmayıp, eğrilip, büğrülüp.. bugünkü anlayışa kadar gelmiş.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.