Ana içeriğe atla

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

DRM Konsorsiyumu Başkanı Ruxandra Obreja ile e-söyleşi

DRM, sayısal radyo standartlarından birisidir. Daha önce WorldDMB Başkanı Patrick Hannon ile bir söyleşi yayınlamıştım. Bu söyleşi ile birlikte DAB/DAB+'ın yanı sıra DMB30 ve DMB+ konusunda da fikirleri öğrenmiş olacağız. Bu iki söyleşi için aynı soruları kullandım. Eğer herşey planladığım gibi gerçekleşirse, sayısal radyo teknolojileri konusunu, DVB-T2 Lite profili üzerinden radyo yayını seçeneği hakkında yapacağım son bir söyleşi ile kapacağım. Bu söyleşileri bir araya toplayıp bir e-kitap haline dönüştürebilirsek ne güzel olur...
Bayan Obreja, DRM Konsorsiyumu Başkanlığı'nın yanısıra BBC'de Sayısal Radyo Gelişmeleri Bölümü Başkanlığı görevini de yürütmektedir. Huzurlarınızda kendisine bir kez daha teşekkürlerimi sunarım...

1. Sayısal radyo dönüşümü için dünya çapında birçok örnek var. Kimileri başarılıyken kimileri ise tam anlamıyla hezimet. Sanırım izlenecek tek bir doğru yok. Bu deneyimler ışığında bize, yani Türkiye’ye ne önerirsiniz?

Radyo, evrensellik, mobilite, samimiyet ve son olarak da sayısallığı ile tanınır. Radyoyu sayısallaştırmak, onu geleceğe uyumlu hale getirmektir. Sayısallaşma, enerji ve tayfta (spectrum) ciddi tasarruf sağlamanın yanı sıra, ister Ankara’da isterse küçük bir köyde yaşasın, dinleyicilere daha fazla içerik seçeneği ve bilgiye, eğitime ve eğlenceye eşit erişim şansı sağlamaktadır.
Digital Radio Mondiale (DRM) üç standardın arasında [ç.n. DAB, DRM ve HD Radyo kastediliyor] en genci, en esneği ve tüm frekans bandında çalışan bilen tek sayısal radyo standardıdır.
Mükemmel sinyal kalitesinin yanı sıra elektronik gazete, görseller ve düşük çözünürlükte video yayınları gibi ek veri hizmetleri anlamına gelen sayısal radyonun DRM standardınca gerçekleştirilebildiği gösterilmiştir.
DRM (www.drm.org) VHF bandının yanı sıra, kısa, orta ve uzun dalgada da düzgün temiz sesi sunabilen tek sayısal standarttır. Bu şekilde büyük (kamusal) yayıncılar kadar bölgesel, yerel ve komünite istasyonlar için de verimli bir sayısal yol sunabilmektedir. Bu durum, potansiyel olarak bir milyar kişiden fazla sayıda kişiden oluşacak bir sayısal radyo pazarı oluşturacak, dünyanın en büyük sayısallaşma sürecinin yaşanmakta olduğu, Hindistan’da tanınmıştır.
Potansiyel olarak dünya nüfusunun yarısı DRM sinyaline ulaşabilecektir. BBC, Radyo Fransa, Nijeryanın Sesi, Tüm Hindistan Radyo, Slovakya ve Romanya kamu yayıncıları, Güney Afrika’daki yayıncılar, Botsvana ve Yeni Zelanda DRM’i başarıyla ya test etmekte ya da yayınlamaktadır.
DRM vericileri tüm kıtalarda bulunmaktadır. Uzmanlar ve dinleyiciler, mükemmel ses kalitesini ve ekstra kapasiteyi (aynı frekanstan üç program ve bir veri kanalı) deneyimlemiştir. Ayrıca internet veri akışları, terör ve doğal afetlerde acil durum uyarı sistemleri ile trafik bilgileri hizmetleri de DRM ile olanaklıdır.
Türkiye çok büyük, coğrafi ve etnik olarak çeşitlilik gösteren bir ülkedir. Büyük kentsel alanları olmakla birlikte nüfusun seyrek olarak yer aldığı bölgeleri de vardır. Ayrıca güçlü bir kamu yayıncısı ve gelişen özel sektörü bulunmaktadır. DRM, bu yüzden ulusal, bölgesel ve yerel ihtiyaçları karşılamak için ve ek kapasite sunması bakımından ideal çözümdür.
Tek bir multiplekste “komünsel olarak birlikte yer almak” gereği yoktur [ç.n.:DAB/DAB+ teknolojisinde bir multiplekste 16’ya kadar yayın olabilmektedir. Tek bir radyonun 16 kanalı olamayacağı için bir multipleksin paylaşımı söz konusu olacaktır.] Ayrıca tamamen yeni bir altyapı kurmaya da ihtiyaç yoktur. DRM’de mevcut altyapı [ç.n: FM altyapısından bahsediliyor] güncelleştirilebilir.
40 kW güç çeken bir DRM vericisi ile 15 FM vericisinin kapsayacağı alana yayını ulaştırabilirsiniz. DRM ile ulaştırdığınız bu yayında 3 radyo kanalı olacaktır. 15 FM vericisi ile ise sadece bir radyo kanalı iletebilecektiniz.  Bu durumda DRM’de üç radyo kanalı ve bir veri kanalı için 50 kW enerji tüketerek 600 km kadar bir alan kapsanabilmektedir. Aynı büyüklükteki bir alan için 15 FM vericisi kullanılması gerekir ki bu da tek radyo kanalı için 250 kW enerji tüketimi demektir.
Bu yüzden, eğer Türkiye sayısallaşmak istiyorsa önerilerim:
  • İster Avrupa ister Asya’da olsun, başka bir ülkenin ihtiyaçlarını karşılamak için değil, Türkiye’nin ihtiyaçları için bir çözüm veya çözümler kombinasyonu seçin. Başlangıcı doğru yapın ve tüm ülkeye sayısal kaliteyi eşit bir şekilde sunun.
  • Seçilen standart ya da standartlar kombinasyonunu açık olarak duyurun ve sayısal için bir “başlangıç tarihi” belirleyin. Bu, alıcı endüstrisini, dağıtıcıları ve yayıncıları hazır olmaları gereken tarih için bilgilendirmiş olur. Bu, zihinleri ve çabaları konsantre edecek bir kilometre taşıdır.
  • Ülke için açık ve kapsamlı bir plan oluşturulması sürecine  tüm paydaşları (düzenleyiciler, kamu – özel ve kominite radyoları, endüstri, reklam verenler) dahil edin. Öncelikle endüstri (üreticiler ve dağıtıcılar) ile açık iletişim içinde olun. Başlangıç zamanına yakın dinleyicilerle iletişime geçin. 
  • Sayısal radyonun avantajlarını net olarak yaygınlaştırın. Sayısal seçeneği, heyecan verici ve ilgi çekici alıcılarla cazip kılın.


2. Analog ve DRM (AM için DRM30 ve FM için DRM+) eş zamanlı olarak var olduğu süreç sayısala geçiş için bir zorunluluk olsa bile yayıncılar açısından ek maliyet demek. Bu eş zamanlı yayın sürecinin uzunluğu konusunda ne önerirsiniz?              
   
Elbette analog yayınlar sonlandırılmadan once, eş zamanlı yayın döneminde, yayıncı için ek bir maliyet gelecektir. Bu yüzden, ideali eş zamanlı yayın döneminin olabildiğince kısa tutulması gerekir. Bunu söylemek, yapmaktan kolaydır. Bu, aşağıda sıralanan noktalara bağlıdır. Geçiş sürecinde değerlendirilecek iki önemli konu vardır:
  • Eş zamanlı yayın, dinleyicilerin otomatik olarak yeni alıcıları satın almasını sağlamayacaktır. Dinleyicilerin sadakatini kaybetmeden, iyi iletişim eşliğinde hızla özel ve cezbedici bir sayısal seçenek sunulmalıdır. Aksi durumda, eş zamanlı yayın yayıncıların kaynaklarını kurutan ve sayısal radyonun imajını zedeleyen bir sürece dönüşebilir.
  • Tam olarak sayısala dönüşüm gerçekleştiğinde yayıncı, enerji maliyetinde ciddi tasarruf elde edecektir (Kısa ve orta dalgada DRM ile %80’e kadar tasarruf, FM içinse onda bire inecek bir enerji maliyeti). Bu yüzden dikkatli bir planlama ile eş zamanlı yayın maliyeti azaltılabilir. Ayrıca eş zamanlı yayın, geçis sürecinde bile ek reklam olanakları da yaratmaktadır.


3.  Bildiğim kadarıyla Avrupa’da, özellikle C+ sınıfında, kimi otomobiller DAB+ alıcılı radyo ile birlikte satılıyor. Ancak, sonuçta yollarda sadece FM radyolu bir çok otomobil var. Bunlar için çözüm nedir? 

Dünya çapında bir çok araç üreticisi, sayısal radyo gelişmelerinin farkında ve pazarın seçeceği standart veya standartları yükleme ve aktifleştirmeye hazır durumdadır. Hindistan’da bir çok araç üreticisi DRM konusunda çalışmaktadır. Yeni modellerinde DRM çözümleri bulunmaktadır. Aynı araç üreticilerinin, başka pazarlar için, iki standardı da destekleyen çözümler geliştirmesi gerçekleşebilir. Gene de halihazırda yollarda olan milyonlarca araç söz konusu olacaktır. Biz, varolan radyoların dönüştürülmesi ve değiştirilmesine ilgi gösteriyoruz. Türkiye için, sayısal radyo üretimi ve analog radyoların adaptasyonu konularında bir çok fırsat olduğunu görüyorum. Sadece DRM’I destekleyen ve birden çok standardı destekleyen çipler şimdiden hazır durumda.
Benim görüşüme göre, üç aşamadan oluşan iletişim ve bilgilendirme, teknikten daha önemlidir:
  • Standart konusunda karar verin.
  • Başlangıç tarihini duyurun.
  • Doğru içeriği oluşturun

Otomobiller, sayısal radyoyu sürükleyen güç olacaktır. Doğru iletişim, iyi içerik ve destekle yayıncılıkta yeni bir alan Türkiye’de de açılabilir.

4. Kimileri 3G/4G/İnternet Radyosu radyo dinlemek için en iyi yol olduğunu ve sayısal radyo için yeni bir şebeke kurmaya gerek olmadığını ileri sürüyor. Unicast/multicast şebekeden ve ayrıca önerdikleri çözümlerdeki veri maliyetlerinden bahsetmiyorlar. Bu konuyu nasıl yorumlarsınız? 

Bu soru için benim basit bir yanıtım var: PC’nizi arabanıza, banyonuza veya mutfağınıza götürmeyi deneyin. Ayrıca, çok sevdiğiniz programı veya şarkıyı dinlerken kaç kere kesintiye uğradığınızı sayın. Bu, dinleyicinin tarafından bakıldığında görülen kısmıdır.
Yayıncı için ise; daha başarılı olabilmesi için, her bir dinleyici için geniş bant anlamında daha fazla ödeme yapması gerekecektir. Geniş bandın kendisi sonsuz değildir, bir maliyeti vardır, afet ve acil durumda güvenilir hareketlilik sunmaz.
IP, “tek noktadan tek noktaya” belli bir ücretle sunar. Karasal yayın ise (sayısal veya analog) tek noktadan çok noktayadır ve ücretsizdir. Neden basit bir karasal yayın çözümü varken bilgisayarın işlemci gücünü kullanalım ki?
DRM’in güzelliği, tamamen yeni bir şebeke kurmak zorunda olmamanızdır. Varolan vericilerinizi güncelleyebilir ve antenleri ve yer ekipmanlarını bu iş için kullanabilirsiniz. Bir miktar sayısal kapasite ekleyerek, şu an için tek programın olduğu yerde üç program ve bir veri alışı elde etmiş olacaksınız.  Veri akışı yayıncının RSS beslemelerini kullanarak işe yarar herhangi bir bilgi olabilir (spor sonuçları, piyasa verileri, afet uyarıları, sağlık bilgileri vb.) Bu sayede, IP üzerinden radyo göndermek yerine, gelişmiş bilgisayarları, tabletleri ve hatta elektriği olmayanlara DRM radyo ile internet içeriği ulaştırabilirsiniz.
Sonuç olarak Türkiye için en iyi sayısal radyo çözümü, teknolojinin seçimi ve tüm yurttaşlara eşit erişim olanağının tanınmasıyla başlatılabilir.
Günün sonunda, mesele teknoloji değildir. Mesele iyi, özel ve heyecan verici radyo programları; başarma iradesi ile Türk radyosunun, DRM veya çoklu standart alıcılar ve platformlarla sayısallaştırılması amacıyla endüstri ve kamu ile doğru iletişim programıdır. 

Yorumlar

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.