Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Temmuz, 2015 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

blogda yeni dönem: belirli günler / belirli konular

2004 yılından bu yana hizmetinizde olan blogum, istediğim okunurluk seviyesine ulaşamadı bir türlü. İşin doğrusu, son bir kaç aya kadar pek derdim değildi sayılar. Birileri okuyunca, yorum yazınca mutlu olsam bile kimselerin okumayacağını bilsem bile yazmaya devam ediyordum. Bugüne kadar reklam önerilerine de, evet gerçekten birden fazla reklam teklifi geldi, sıcak bakmadım. Hal böyle olunca okunurluğu arttırmak için çareler aramadım.  Bu yaz başında blogda bir takım yeniliklere gitmeye karar verdim. Daha önceleri bir kaç kez sosyal projeleri ve başarılı işleri tanıtmak için başvurduğum e-söyleşilere teknik içeriği ekledim. Yayıncılık sektörünün en büyüklerinin en üst yöneticileri ile e-söyleşiler yayınladım. DVB , DRM ve WorldDMB kendi alanlarının en prestijli kuruluşları. En büyük şansım ülkemizin sayısal radyo ve televizyon konusunda karar aşamasında olması. Bu durum standart belirleyici kuruluşlar açısından kendi bilinirliklerini arttırmanın hayati olduğu bir dönemi doğ...

DRM Konsorsiyumu Başkanı Ruxandra Obreja ile e-söyleşi

DRM, sayısal radyo standartlarından birisidir. Daha önce WorldDMB Başkanı Patrick Hannon ile bir söyleşi yayınlamıştım. Bu söyleşi ile birlikte DAB/DAB+'ın yanı sıra DMB30 ve DMB+ konusunda da fikirleri öğrenmiş olacağız. Bu iki söyleşi için aynı soruları kullandım. Eğer herşey planladığım gibi gerçekleşirse, sayısal radyo teknolojileri konusunu, DVB-T2 Lite profili üzerinden radyo yayını seçeneği hakkında yapacağım son bir söyleşi ile kapacağım. Bu söyleşileri bir araya toplayıp bir e-kitap haline dönüştürebilirsek ne güzel olur... Bayan Obreja, DRM Konsorsiyumu Başkanlığı'nın yanısıra BBC'de Sayısal Radyo Gelişmeleri Bölümü Başkanlığı görevini de yürütmektedir. Huzurlarınızda kendisine bir kez daha teşekkürlerimi sunarım... 1. Sayısal radyo dönüşümü için dünya çapında birçok örnek var. Kimileri başarılıyken kimileri ise tam anlamıyla hezimet. Sanırım izlenecek tek bir doğru yok. Bu deneyimler ışığında bize, yani Türkiye’ye ne önerirsiniz? Radyo, evrensellik, ...

Kitap ödüllü soru: burası neresi?

Bir kitap ödüllü soru ile karşınızdayım. Mekanımız Ankara'nın yenilerinden. Bunca yıllık Ankara'lıyım ben bile fotografı görsem bilemezdim neresi olduğunu. Ancak okurlarıma güveniyorum. Bilecekler çıkacaktır ve ilk doğru yanıta Psikiyatrist Dr. Mutluhan İZMİR 'in ezber bozan inceleme kitabı ANTİDEPRESAN TUZAĞI 'nı hediye edeceğim. Fırsatım/fırsatı olursa Mutluhan Hoca'dan kitabı, ödülü kazanan adına, imzalamasını da rica ederim. Bunu söylerek Mutluhan Hoca'yı tanıdığımı da belirtmiş oldum :) Bu sorunun güzelliği de bu olsun. Ankara'da yaşayan bir yazarın kitabını hediye etmenin avantajı diyelim.  Sorunun yanıtını yayınladıktan sonra mekanın başka fotograflarını, tam adresini ve hikayesini de paylaşacağım. Gerçekten görülesi bir yer. Bugüne kadar gezdiklerinize hiç benzemeyen, Avrupa'da bile bu kadar teknolojik donanımlısını zor bulacağınız bir yer.... Epey ip ucu verdim. Belki de yazdıklarımdan bile anladınız neresi olduğunu. Fotografa dikkatli ...

DVB Proje Ofisi CEO'su Dr. Peter Siebert ile e-söyleşi

DVB, evlerimizde kullandığımız uydu alıcılarından, sayısal kablo tv alıcılarına kadar sayısal televizyonun yer aldığı her yerde standartları geliştiren bir kuruluş. Merkezi İsviçre'nin Cenevre kentinde. Gidip görmüşlüğüm yok bugüne kadar. Ancak, CEO'su Dr. Peter Siebert ile 2013'te İstanbul'da tanıştık, bu yıl da Kuala Lumpur'da karşılaştık. Bu yıl ki karşılaşmamızda kendisiyle e-söyleşi yapmayı istediğimi belirtmiştim. Aradan aylar geçmesine karşın geçenlerde gönderdiğim sorulara kısa sürede yanıt gönderdi. Kendisine bir kez daha teşekkürlerimi sunarım.  Aşağıda okuyacağınız söyleşinin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz. Tercümedeki olası hatalar tamamen benimdir.  DVB Proje Ofisi CEO’su Dr. Peter Siebert ile yaptığım e-söyleşiyi yayınlamak benim için bir onurdur. Hızlı geri dönüşü ve açık yanıtları için kendisine minnettarım. Umarım görüşleri, karasal televizyonun sayısallaştırılması yolculuğunda Türkiye TV sektörüne yardımcı olur. 1. Bildiğiniz gibi...

Sayısal karasal televizyon ile ilgili söyleşiye hazırlanırken...

Yazının başlığından da anlaşılacağı üzere, "sayısal karasal yayıncılık" ana eksenli söyleşiler yer alacak yakın zamanda blogumda. Bunlardan ikisi, eğer kabul ederlerse, sektörün duayeni iki uluslararası kuruluşun başkanları ile olacak. WorldDMB başkanı Patrick Hannon ile yaptığım söyleşi, ülkemizde pek konuşulmasa bile, uluslararası camiada tartışılıyormuş. İngilizce halinin okunma sayısı bu bilgileri doğrular nitelikte. Radyodan sonra yeniden televizyona dönerken, söyleşilerden önce, hep ileri sürülen bir kaç tespite değinmek istedim. Bu tespitlerin bir bölümünü yabancı konuklarla söyleşilerde de dile getireceğim.  Herkes uydudan izliyor. Sayısal karasala ne gerek var? Öncelikle bir gerçeği hatırlatayım. Her konuda örnek aldığımız, bakalım adamlar ne yapmış dediğimiz Avrupa Birliği üyesi ülkeleri incelediğimizde televizyon yayınlarına erişim için uydu, karasal ve kablonun üç aşağı beş yukarı eşit paylara sahip olduğunu görüyoruz. Avrupa Birliği üyesi ülkelerin ortala...

Proleter Devrim ve Dönek Kautsky / Lenin

Lenin'in, taslağını Ekim 1918'de kendisini ise, Kasım 1918'de bitirdiği bir makalesinin adı aslında Proleter Devrim ve Dönek Kautsky. Lenin'i, blogun okuyucularının tümü tanıyordur sanırım. Karl Kautsky ise, ülkemizde çok bilinmez diye düşünerek, kitapla ilgili notlara geçmeden bir kaç ön bilgi vereyim.  Ülkemizdeki temsilcilerinin izlediği siyasetten pek belli olmasa bile, aslında sosyal demokrat partiler ve sosyalist partilerin nihai hedefleri aynıdır: sosyalizmi kurmak. Sosyalist bir düzende üretim araçlarının kamulaştırılması ve üretimin merkezi planlama ile gerçekleştirilmesi şeklinde başlayan bir ekonomi düzeni oluşturulacaktır. Böylesi bir düzen kurulduğunda önceki düzenin zenginleri, zenginliklerini tüm kamu ile paylaşmak zorunda bırakılacaktır. Gene ülkemizdeki örneklerine bakıp ama x partisi oyunu en çok zengin mahallelerden alıyor itirazını yapmayın. Baştan uyardım, ülkemizdeki örnekleri üzerinden konuyu anlamak olanaklı değil. Nihai olarak sosyalizmi h...

RTÜK'te başkanlık seçimi süreci

Aşağıdaki yazıyı yayınladığımda RTÜK üyelerinin tümüne air özgeçmiş bilgileri yoktu web sayfasında. Kıymetli bir okuyucumun uyarısı ile MHP kontenjanından seçilen üyenin 1956 doğumlu olduğunu öğrendim. Bu durumda geçici başkanlık MHP kontenjanından gelen Arif Bey'in hakkı görünüyor. Belki bu düzeltmeyi yayınladığım sırada üst kurul başkanı seçilmiş olur. Gene de kayıtlarda hatalı kalmasın... RTÜK 'te başkanlık seçimi ve başkan seçilemezse ne olacak sorusunun yanıtı 6112 sayılı yasanın 36. maddesinde. Yasa metnine bakılınca aslında başkan seçilemeyeceği durumun açık olarak yer almadığı görülüyor. 9 üyeli RTÜK'te en çok oy alacak kişi başkan olarak seçilecek. Yasa metninde başkan ve başkan yardımcısı yoksa en yaşlı üye başkanlık eder denilmiş. RTÜK'ün web sayfasında çoğu üyelerin özgeçmişlerine yer verilmiş. Eğer yanlış görmediysem en yaşlı üye, 1958 doğumlu CHP kontenjanından seçilmiş Süleyman Demirkan. Bu durumda başkanlık seçimi sürecinde tıkanma olursa Süleyma...

Roman ödüllü soru: Burası neresi?

Bir yazıyla çok amacı gerçekleştirmeye çalışıyorum: Düzenli okuyucu edinmek:  Sadece arama motorunda bir şeyler ararken ulaşanlar, fark ettim ki bir daha gelmiyor :) Aslına bakarsanız 10 yıllık bir blog için durum vahim. İnsanlar anlamıyor demek kolayı işin. Bakalım yeni birşeyler deniyorum. Yıllar önce kapattığım LinkedIn ve Facebook hesaplarımı yeniden açtım. Bu kez seçicilik yapmıyorum. Amacım tek ve net. Bloga okuyucu taşımak. Arada eski arkadaşlarla sohbet, meslektaşlarla paylaşımlar da dışsal faydaları. Önemsediğim ve daha çok okunmasını istediğim romanların tanıtımına katkı sunmak: " Aklınızı değil yüreğinizi kullanın" diyen, "sorun sistemde değil sizde"yi öğreten "kişisel gelişim" kitaplarının dışında aklı zorlayan, okuyucusundan emek isteyen, okuduktan sonra bir süreliğine etkisinden kurtulamayacağınız eserlerle tanıştırayım istiyorum.  Ankara'nın çok bilinmeyen mekanlarını tanıtmak:  Ankara'yı sevenlerdenim. Ömrümün büyük bölümü A...

Onlar yapıyor da bizde neden olmuyor? DAB üzerinden bir örnek.

Hasbelkader bir şekilde yurtdışına gitmiş her yurttaşımızın başlıktaki soruyu sorduğunu duyarsınız: bizde neden olmuyor? Benim yanıtım kısa, net ama açıklayıcı olmaktan ziyade yeni bir soru şeklinde: neden olsun ki? Bu açıklayıcı olmaktan uzak belki sorgulatıcı yanıtı açayım. Malum, son dönemlerde sayısal radyo yayıncılığı konusunda yazıyorum. Bu kapsamda Birleşik Krallık'taki duruma ilişkin çarpıcı bir çalışma gördüm. Bu yazının çıkış noktası da işte bu çalışma. Birleşik Krallık (United Kingdom yerine ülkemizde İngiltere kullanılagelmiştir. Oysa ikisi farklı şeyleri ifade ediyor. Yazının geri kalanında BK kısaltması kullanılacaktır) Hükumetinin yayınladığı 14 Şubat 2013 Digital Radio Action Plan (sayısal radyo eylem planı) başlıklı çalışma, yazının başlığındaki sorunun da yanıtı. Son güncellemesi 9 Ocak 2014'te yapılmış olan bu çalışmada sayısal radyonun BK'daki durumu tespit ediliyor öncelikle. Daha önceki çalışmalara atıflar yapılarak onların sonuçları değerlendiril...

trafikte hız sorununa radikal öneri

Son bir ay içerisinde 4000 km'de fazla otomobil kullandım. Büyük bölümü şehirler arası yollarda yapılan yolculuklar sırasında gözlemlerde bulundum. Bu gözlemlerimi maddeler halinde sıralarsam: Özel araçlar, ticari taşıma yapanlara kıyasla daha hızlı ve kuralları çiğneyerek araç kullanıyor.  Özellikle yol yerleşim yerlerinden geçerken kimse hız limitlerine uymuyor. Bırakın yasal limitlere uygun gitmeyi hızını hiç düşürmüyor.  Sabit radarların bulunduğu yerlerde hız sınırına uygun süratlere iniliyor ve hemen ardından yeniden hızlanılıyor.  Bu tespitlerim sonrası gelelim radikal önerime: Her araca trafiğe çıkış belgesi düzenlenirken araç takip sistemi takılsın. GSM/GPRS ve GPS sayesinde aracın hangi yolda hangi hızla gittiği takip edilsin. Kabul edilebilir bir gerekçe olmadan (ki benim aklıma sadece hastaneye yetişmek geliyor) hız sınırlarını ihlal edenlere cezaları otomatik olarak gönderilsin. Hem bu sayede aracın çalınma derdi de ortadan kalkar ve kasko bedeller...

World DMB Başkanı Patrick HANNON ile e-söyleşi

World DMB Başkanı Patrick Hannon ile gerçekleştirdiğim e-söyleşinin tercümesini aşağıda bilgilerinize sunarım. Metnin orijinaline buradan ulaşabilirsiniz... Şubat 2014'te Paris'te Fransızca Radyo Günleri adlı etkinlikte tanışmıştık Patrick Hannon ile. Kendisi  Frontier Silicon  firmasının Genel Müdür Yardımcısı olmasının yanı sıra DAB/DAB+'ı yaygınlaştırma ve tanıtma amacıyla kurulan  WorldDMB  adlı kar amacı gütmeyen organizasyonun başkanı.  Ülkemizde 2002 yılında TRT tarafından  deneme  yayınları yapılan DAB, dünyada birçok ülkede sayısal radyo standardı olarak tercih edilmiş durumda. Farklı ülkelerin farklı deneyimleri var önümüzde. Norveç 2017 yılında FM yayınlarını sonlandıracağını duyurmuşken, Almanya'da DAB yayıncılığı bir fiyasko ile sonlandı. Ardından 2011'de DAB+ ile birlikte yenilenen sayısal radyo macerasında şu anda iyi bir konumda bulunuyor Almanya. Fransa ise, şaşırtıcı bir şekilde, üç kentinde 2014'te başlayan deneme yayınları dı...

Küçükkuyu'ya tepeden bakmak: Serinyer

Bayramın rehaveti yazılara da yansıyor. Bu sıcaklarda okuyamıyorum da en iyisi yazayım. Küçükkuyu'nun köyleri kendisinden meşhur. Adatepe ve Yeşilyurt özellikle İstanbul kaçkınlarınca keşfedilmiş köyler. Yeşilyurt'un eski adı Büyük Çetmi'ymiş. Onun karşısında yer alan ve yolu Küçükkuyu'nun sanayisinin içinden geçilip ulaşılan köy ise Küçük Çetmi. Serinyer, işte bu Küçük Çetmi'ye giden yolun üzerinde yer alıyor. Enfes manzarası ve lezzetli yiyecekleriyle gönlümüze taht kuran mekanlardan.  Fotografını gördüğünüz binanın önünde, ne yazık ki fotografını çekmediğim, geniş bir bahçe var. Yaz aylarında bahçede oturmak, Küçükkuyu merkezin sıcağını özleten havası ve rüzgarıyla çok keyifli.  Aşağıdaki fotograf ise bahçede otururken gördüğünüz manzaraya ait. Uzaklardaki evler, binalar Küçükkuyu. Aslında merkezden yürüyerek de ulaşabileceğiniz kadar yakın Serinyer. Bence en büyük eksikliği, Küçükkuyu'nun genelinde olduğu gibi, bilgilendirici/yönlendirici tabelalar. ...

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.