Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

Sayısal karasal televizyon: alıcılar

Bu yazıyı bir dizi yazısının ilki gibi kurguladım. Vakit buldukça dizinin diğer yazılarını da ekleyeceğim. Aklımdaki bölümler şöyle: yayıncılar, dağıtım şirketi, cihaz üreticileri, reklam. Ne yazık ki zamana yayılmış bir dizi olacak. Dizi bittiğinde umarım, ülkemizde, belki bir gün başlayacak, sayısal karasal televizyon yayıncılığı eko sistemini bütün olarak görüp değerlendirmeye yardımcı olacak bir metin ortaya çıkar.  2006 yılı Şubat ayında Çamlıca vericisinde televizyonlardan canlı yayınlanan tören ile sayısal karasal yayının kurdelesi kesilirken standart DVB-T MPEG 2 idi. Köprünün altından sular, teknolojisi dünyasından çok transistörler geçti ve bugüne geldiğimizde, belirlenen yeni standart DVB-T2 ve MPEG 4. Önümüzdeki ay yapılacak uluslararası bir etkinlikteki sunumların birinin başlığı: Sayısal karasal televizyonun geleceği Almanya 2017 DVB-T2 HEVC. Şimdilik sayısal karasal televizyona geçişin 2017'den önce olacağını umarak, DVB-T2 MPEG 4 standardının baki olduğunu varsa...

Marksizim ve Cinsel Devrim / Aleksandra Kollontay

Sovyetler Birliği'nde bir dönem bakanlık görevinde de bulunan Aleksandra Kollontay'ın (kitabın kapağında Kollontai, iç kapağında Kollantai diye yazılmış olsa bile internet ansiklopedisi wikipedia'daki bilgiyi daha doğru bulduğum için Kollontay'ı kullanacağım) çeşitli tarih ve ortamlarda yaptığı konuşmalar / sunumlar / yazılardan oluşturulan bir derleme Marksizm ve Cinsel Devrim. Tüm Zamanlar Yayıncılık tarafından K. Yalım'ın Fransızca'dan çevirisiyle Nisan 1992'de ilk baskısını yapmış. 199 sayfalık kitap dört bölümden oluşuyor.  Aile bunalımı, yeni kadın, aşk ve ilk deneyler başlıklı bölümlerde sosyalizm pratiğinin ilk yıllarına kadar aile / kadın / cinsellik konularında Kollontay'ın görüşlerine yer veriliyor. Konuya teorik tartışma kadar uygulama pratikleri üzerinden de yaklaşılıyor. Hayat nasıl örgütlenecek, kadın nasıl özgürleşecek, miras hukuku, çekirdek aile ve soyun baba üzerinden devamı gibi konularda Marx ve Engels de kitaplar yazmış. Kollony...

sayısal karasal televizyon: güncel sorulara yanıtlar

Son dönemde kimi forum sayfalarında birbiriyle çelişen yorumlar / haberler okuyorum. Kerameti kendinden menkul bu yorum / haberleri okuyunca çoğunlukla gülümsüyorum. Kimi yorum / haberlerin yazdırıldığı / yönlendirildiği aşikar. Ancak, son dönemde ciddi bir bilgi kirliliğinin de yaşandığını gözlemleyince daha önce yazdığım sıkça sorulan sorular yazısını güncellemenin doğru olacağına karar verdim. Umarım faydalı olur. Nedir bu sayısal karasal televizyon? Televizyon yayınları temelde iki ortamda izleyiciye ulaştırılır. Kablosuz yöntemler uydu, karasal ve 4G/Wimax olarak sayılabilir. Sayısal karasal televizyon, karasal vericiler ile evimize ulaştırılan yayındır. Bunun için ülkenin dört bir tepesine verici yerleştirmek ve bu vericilere televizyon yayınını ulaştırmak gereklidir. Ne zaman başlayacak? Yanıtı bugün için belirsiz olan soru. RTÜK'ün planlamalarına göre Ankara'da 20 gün önce düzenli yayınların başlamış olması gerekiyordu. Ancak ulusal multipleks kapasitesi ta...

deneyerek öğrenin: Feza Gürsey Bilim Merkezi ve İşte Güneş sergisi

Feza Gürsey Bilim Merkezi , Ankara'da yaşayanlar için büyük bir şans. Zamanında golf sahası için ayrılan Altınsoy'un belediye başkanlığı döneminde park olarak Ankara'nın hizmetine sunulan Altınpark içerisinde yer alıyor. Deneyerek öğrenmenin keyfine ailecek varabileceğiniz bir yer. Henüz 4,5 yaşındaki kızlarımızın da 40 yaşına gelmek üzere olan bizlerin de ilgisini çeken deney setleri vardı. Merkezi gezerken rehberlik yapan görevlilerin de bulunması işleri kolaylaştırıyor.  Bu önemli bilim merkezi üç ay boyunca önemli bir sergiye de ev sahipliği yapacak. Sergiyi şehrimize getiren Alman Kültür Merkezi olarak bildiğimiz Goethe Enstitüsü. İstanbul ziyareti sonrasında şehrimize gelen İŞTE GÜNEŞ adlı sergi, Ankara'nın ardından İzmir'e gidecekmiş. Nükleer santrallerini kapatma kararını veren Almanya, yenilenebilir enerji konusunda araştırmalara hız verdi. Rüzgar ve güneş enerjisinde öne çıkan şirketlerin Almanya kökenli olmasına şaşmamak gerekli. Almanya'ya kıy...

DigiTAG etkinliğinde ülkemize dair öne çıkan konular

  14 - 15 Kasım 2013 tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirilen DigiTAG çalıştayında (workshop) bir buçuk günde 5 oturum yapıldı. İlk oturumdaki sunumların dışındaki tüm sunumlar İngilizce'ydi. Eş anlı çeviri hizmeti, en fazla ilk oturumda kullanıldı. Ülkemizdeki duruma odaklı ilk oturumda öne çıkanlarla başlayayım bu yazıya: Konunun tüm tarafları sürecin bu şekilde kilitlenmiş olmasından rahatsız.  Ulusal ihalenin yenilenmesinden önce 6112 sayılı yasada değişiklik yapılması gerekliliği de neredeyse tüm taraflarca kabul ediliyor. RTÜK temsilcisinin sunumunda bu konuda net bir ifadenin yer almadığını da belirteyim. Yayıncı kuruluşların temsilcisi konumundaki TVYD'nin sunumunda lisans bedellerinin yüksekliği ve yatırım maliyeti vurgulandı. Analog karasal yayınların izlenmemiyor oluşundan hareketle sayısal karasal için bu kadar para (lisans + yatırım) veremeyecekleri dile getirildi.  Oturumda iletişim dünyasının temsilcisi gibi görünen konuşmacısı, 4G lisanslamaları...

Dar Koridor / Tülay Güzeler

Ocak 2012'te Kanguru Yayınları'ndan çıkan Dar Koridor, Tülay Güzeler'den okuduğum ilk eser. 125 sayfalık 12 ayrı, ancak birbiriyle ilgili öyküden oluşan eser okuyucusundan dikkat ve özen istiyor. Kolay okunan, sayfaları hızlı çevirebileceğiniz bir kitap değil. Gerçek, gerçeği arayış, ölüm, hayat gibi herkesin her dönem düşündüğü konularla ilgili yazılanlar. Gerçeküstü bir dil var ve okuyanın öykülerin arasında kaybolmasına yol açıyor bu dil kimi zaman. Güzeler'in diğer yazdıklarını da merak ettim Dar Koridor'u okuyunca. Yeni bir yazarla tanışmak, okumak, ne kadar az okuduğumu farkettiriyor her seferinde.

DigiTAG etkinliğinde sürpriz öneri: ANTEN A.Ş. kamu şirketi olsun.

Bir buçuk gün içerisinde otuz beş sunum izlemek yorucu oluyor. Şansıma, bu kez öyle ülkeler arası seyahat etmek zorunda kalmadım. DigiTAG'ın DVB-T2 platformunda deneyimler ve fırsatlar adını taşıyan çalıştayı 14 - 15 Kasım tarihlerinde İstanbul'da gerçekleştirildi. Etkinlikteki sunumlarla ilgili elimden geldiğince yazılar yazacağım. Hatta DigiTAG etiketi oluşturup, bu yazılara daha kolay erişim de sağlayacağım. Ancak biraz zamana ihtiyacım var. Hem sunumların paylaşılmasını beklemek, hem de dinlediklerimi kafamda tartıp yazıya dökebilmek için gerekiyor bu zaman.  Gelelim bu yazının başlığına. Toplamda otuz beş sunum vardı etkinlikte. İlk günün ilk oturumdaki 6 sunum, Türkiye'ye odaklıydı. ANTEN A.Ş.'yi temsilen İbrahim İlker Cücioğlu, RTÜK'ün temsilen Taha Yücel, TRT'yi temsilen Zeki Çiftçi, Televizyon Yayıncıları Derneği'ni temsilen Zahid Akman, RATEM'den Dursun Güleryüz ve son olarak sektöre farklı bir noktadan bakışıyla Ahmet Hamdi Atalay sunumla...

Dört mevsim boyunca festival keyfi: Başka Sinema

Kavaklıdere sineması kapandı. Yıllar önce Talip sinemasının, Eti Sanatın kapandığı / dönüştüğü gibi. Ardından Kızılırmak sinemasının salonları çoğalıp küçüldü. Gösterdiği filmler, düzenin / günün dayatmasına fazla direnemedi. Halen, zaman zaman gişesi olmayan filmler gösterse bile, bu dayatmaya dayanmak kolay değil.  Hal böyle olunca, alışveriş merkezlerindeki zincir salonlarda "gişesi" olan filmler dışında bir şeyler arayanlar için iş zorlaştı. Hele Ankara'da yaşıyorsanız işiniz daha da zor. Eskiden Ankara film festivali vardı. Son yıllarda onun da adını duyamaz olduk.  Bu umutsuzluk bulutunu dağıtan "başka türlü bir şey" isteyenler için yeni seçenek Başka Sinema. Ankara'nın göbeğindeki Kızılay Büyülü Fener sinemasının bir salonu, başka türlü filmler gösteriyor. Güncel programa başka sinema'nın web sayfasından ulaşabilirsiniz. Filmlerin gösterimleri sırasında ara verilmiyor.

okumak - yazmak - seçmek

İnsanlar artık okumuyor.  Okumak yerine yazıyor. Aslında "paylaşıyor" demek daha doğru belki de.  Mikro blog sitesi twitter, borsadaki ilk işlem gününde açılış fiyatını neredeyse ikiye katlamış.  Facebook'u en çok kullanan ülkelerin başında geliyoruz. Youtube'a yüklenen videoların izlenme sayılarına, facebook'a yazdığı yazıya gelen "like" sayısına bakıp seçim sonuçlarını anlayamayanlar için bir istastistiği hatırlatayım: Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2013 verilerine göre ülkemizde interneti hayatı boyunca hiç kullanmamışların oranı %51,1 . Bu sayı ülkemizde iki kişiden birisinin interneti hiç kullanmadığını gösteriyor. Siz istediğiniz kadar internet üzerinden örgütlenin, çok doğru, çok akıllıca, çok etkileyici argümanlarla fikrinizi savunun / yaygınlaştırın ulaşabileceğiniz kişi sayısı ülke nüfusunun yarısından ibaret. Bu arada bu istatistiğin 16 - 74 yaş arası bireyleri kapsadığını da belirteyim. Bu % 51,1'lik oran ülke ortalaması. Ke...

1 Kasım'da Ankara'da sayısal karasal televizyon yayınları başladı mı?

Son günlerde gerek yurt içinden gerekse yurt dışından tanıdıklar yukarıdaki soruyu yöneltiyorlar. Sektörü yakından takip etmeye çalışan kişiler, soruyu soranlar. Özellikle yurt dışında yaşayanların merak ettiği bu sorunun yanıtı ile başlayayım yazıma:  HAYIR. 1 Kasım'sa Ankara'da düzenli DVB-T2 yayınları başlamadı! RTÜK, ülkemizde sayısal karasal televizyona geçiş sürecinin yöneticisi ve uygulamacısı konumundaki üst kuruldur. Bu sürece dair en güncel açıklamaları RTÜK web sayfasından edinebileceğinizi düşünerek kısa bir arama yaptığınızda ulaştığınız metinde 1 Kasım 2013'te Ankara'da düzenli DVB-T2 yayınlarının başlayacağını görebilirsiniz. 1 Aralık'ta Bursa, 8 Aralık'ta İstanbul şeklinde devam eden listede Türkiye'nin 81 iline, hatta ilçe ayrıntısına kadar, tarihler yer alıyor.  Ne yazık ki bu tarihlerin hepsi geçerliliğini yitirmiş durumda. Nedenlerini hatırlatmama gerek var mı bilemiyorum. Tüm tarihçeyi yazmaya benim, okumaya sizin vaktiniz yetm...

DVB-T2 deneyimleri İstanbul'da paylaşılacak

Sayısal karasal televizyon yayınları ile ilgili yazılacak, tartışılacak o kadar çok şey var ki. Ancak, bunları kendim söyleyip kendim okumak yerine bir çalıştayda tartışmak çok daha yararlı olacak. Blogumu takip edenler hatırlayacaktır. Bir ay kadar önce T2 sürecini tartışmak için bir çalıştayın toplanması çağrısında bulunmuştum . Çağrıma ülkemiz dışından bir yanıt geldi sonunda: DigiTAG 14 - 15 Kasım 2013'de İstanbul'da DVB-T2 çalıştayı düzenliyor.  Elbette DigiTAG benim çağrıma yanıt vermiş değil. O işin şakası. Çalıştay (workshop) iki günlük yüklü bir programa sahip. Giriş ücretli . DigiTAG üyesi olmayan kuruluşlardan katılanlar için, ki ülkemizde DigiTAG üyesi bir kuruluş yok, 25 Ekim sonrası kayıtlarda, ki 25 Ekim'i geçtik, 250 €. Ücret, benzer etkinliklerle kıyaslandığında oldukça hesaplı. Ancak, bireysel olarak konuyu takip eden bir mühendis için az para değil. Hele avronun son dönemdeki yükselişinden sonra. Etkinliği yerinde takip etme olanağı bulan şanslılard...

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.