Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün. UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil. Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum.
Düğümlere Üfleyen Kadınlar'a başlamıştım aslında. Sürükleyici başlayan romana soğudum birden. Neden diye sordum kendime ama yanıtını bulamadım. Sonra sahafta Muz Sesleri'ni görünce, kitapla ilgili yazılmışlar geldi aklıma. Beyrut, Lübnan, Ortadoğu... Tam zamanıdır dedim. Gerçi sanırım insanlık sürdükçe, her zaman bu coğrafya üzerine bir şeyler okumanın tam zamanı olacak.
Ocak 2010 tarihli ilk baskısıydı okuduğum. Everest Yayınları'ndan çıkmış ve 275 sayfa. Sayfa sayısı anlattıklarıyla kıyaslandığında bir hayli az. Romanın kurgusu, bir kaç romanlık olay içeriyor. O kadar karmaşadan bu kadar derli toplu, havada kalan bir şey bırakmadan tiyatro oyununa benzer şekilde kahramanların son sahnede buluştuğu bir finalle bitirmek Temelkuran'ın kaleminin başarısı.
İki bölümden oluşuyor Muz Sesleri. İlk bölümü Filistin'de doğmuş Filipinli Filipina'nın hikayesini öğreniyoruz. Beyrut'a, yaşlı bir çiftin bakıcısı olarak geliyor Filipina. Beyrut'ta Filipinler'den gelen böyle çok sayıda bakıcı varmış. Bir yerde köle ticaretinin modern hali gibi. Bizde de durum pek farklı sayılmaz. Çocuklara bakıcı aradığımız dönemde Gürcü bakıcılarla görüştüğümüz bir ajansta kendimi köle pazarında hissetmiştim. Neyse, romana dönersek Filipina'nın, diğer Filipinlilerden farklı olduğunu anlıyoruz. Babasının kendisine yazdığı mektupları, onunla birlikte okurken hikayesini öğreniyoruz yavaş yavaş. Aslında öğrendiğimiz Filipina'nn annesinin hikayesi mi yoksa Beyrut'un hikayesi mi?
Romanın baş kahramanı Beyrut'un kendisi aslında. Ortadoğunun en karışık kenti belki de. Hiç gitmediğim ve gitmeyi de pek düşünmediğim bir coğrafya. Bir tek Kudüs'ü görmek istiyorum bölgede. Tüm semavi dinlerin kutsal saydığı, tüm kutsal kitaplarda geçen kenti. Muz Sesleri'nde dinlerin çıktığı coğrafyaya ilişkin, roman kahramanlarından birisinin sözleriyle bitireyim bu yazıyı:
"(...)Ne Allah'a inanıyorum, ne de Ortadoğu'yu severim. Bir aptallıklar tarihidir nihayetinde! Birbirinin gözünü oyarak körleşmiş toplumlar tarihi. Tanrı'nın Ortadoğu'da icat edilmiş olması tesadüf olamaz. Çünkü orası günahlardan kurulu. Kimse günahını hatırlamıyor, kimse alacağı intikamı unutmuyor (....)" s. 213Fotograf, Gaziantep'teki Zeugma Mozaik müzesinden.
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.