Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Şubat, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rangers - Fenerbahçe maçı 90 dakika sonu

İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti.  İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı.  Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı.  Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım.  Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar. 

Kızlar ve Babaları, Editörler Gökhan Yavuz Demir ve Alper Kanca

Paradigma Yayıncılık, Oğullar ve Babaları adlı bir kitap çıkartmış Haziran 2010'da. Editörlerin önsözünden öğrendiğime göre kitap yayınlandıktan sonra kadın okuyucular, bence haklı olarak, "kızlar babalarını daha iyi anlatır, neden kızlara da babalarını yazdırmıyorsunuz" eleştirilerini iletmişler. Haziran 2011'de yayınlanan Kızlar ve Babaları'nı, okumam gerektiğine karar vermiştim. Okurken iki(z) kızım birgün beni anlatmaya kalksalar neler yazarlar diye düşündüm.  Farklı yaşlarda, farklı eğitimlerde, farklı hayat görüşlerinde ve hatta farklı etnik köklerden 56 kadının babalarıyla ilgili yazdığı farklı uzunluklarda toplam 445 sayfa öyle kısa zamanda okunmuyor. Her yazı ayrı bir hayatı anlatıyor. Her hayat, okuyanı farklı yerlere götürüyor. Eski bakanlardan Meral Akşener ve besteci Anjelika Akbar'ın da aralarında olduğu 56 kadının kimilerini yazılarından (Nazlı Eray, Feyza Hepçilingirler, Sevin Okyay, Işıl Özgentürk, Nevval Sevindi) kimilerini televizyon pr...

Kukla, Ahmet Ümit

Ahmet Ümit'in ilk baskısını OM Yayınevi'nden 2002 yılında yapmış Kukla adlı romanının Everest Yayınları'ndan Kasım 2010'da çıkan 19. baskını okudum . Polisiye romanları okumayı severim. İnsanı yormayan, hayatın tekdüze akışından uzaklaşmasını sağlayan metinlerdir polisiyeler benim için. 506 sayfalık sürükleyici roman iki akşamda bitti. Kukla, İstanbul'da geçiyor. Gazeteci Adnan ile üvey kardeşi Doğan'ın hikayesi anlatılıyor. Doğan'ı tanıtan kısacık bir alıntıyla bitireyim yazımı: "Bu kadar hırslı ve bu kadar sakin, bu kadar cesur ve bu kadar zeki birisiyle ilk kez karşılaşıyordum. Müthiş bir yetenekti. Cesaretin en büyük düşmanı zekadır, soğukkanlılığın ise hırs. Bunlar ateş ve buz gibidir. Birbirlerini yok ederler. Çok cesur adam gördüm, ama inan bana, hiçbiri yeterince akıllı değildi. Akıllıların çoğu ise cesaretin aptallık olduğunu düşünüyordu. Çevremde pek çok hırslı insan vardıi ama hemen hepsi, onları isteklerine ulaştıracak olan asıl özellik...

Sayısal karasal televizyon yayına hazırlanırken DigiTAG'ın önemli raporu

RTÜK tarafından duyurulan takvime göre ülkemizde DVB-T 2 , bu kısaltmayı özellikle vurguladım, yayınları içinde bulunduğumuz 2013 yılının Kasım ayında Ankara'da başlayacak. Yapılan planlara göre 2015 Mart ayı ile analog televizyon yayınları sonlandırılacak. Avrupa'da uzun yıllar önce başlayan ve bir çok Avrupa ülkesinde tamamlanan sayısal karasal televizyon yayınına dönüş işlemine ilişkin bir rapor yayınlandı Şubat ayının başında. Raporun tam metnine buradan erişebilirsiniz. Raporu yayınlayan kuruluş Digital Terresterial Television Action Group ( DigiTAG ), sayısal karasal televizyon yayıncılığı konusunda çalışan üreticiler, yayıncılar, ağ işletmecileri, düzenleyici kuruluşlar ve organizasyonlar tarafından oluşturulmuş. Aralarında BBC, Panasonic, Sony, LG, Avrupa Yayın Birliği (EBU)'nun da olduğu  14 ülkeden üyesi var.  32 sayfalık rapor, sayısal karasal televizyona (digital terresterial television: DTT) geçişin neden gerekli ve zorunlu olduğunu anlatmakla başlıyor. K...

Kulenin Anahtarı, Gilbert Adair

İlk kez bir kitabını okuduğum yazarlardan birisi Gilbert Adair. Aslı Biçen'in çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları'ndan Nisan 2003 tarihli ilk baskısını tek oturuşta okudum. 131 sayfa ve çok sürükleyici bir roman. Düşen yıldırım sonucu yolu kapatan bir ağaç roman kahramanın tüm hayatını değiştirir.  Roman ile ilgili fazla bir şey yazmak istemiyorum. Sürükleyici öyküsüne zarar vermek gibi olacak yazacaklarım. Bu nedenle keyifle okuyup sonrasında romanın geçtiği yerler nasıl yerler derseniz benim gibi diye bir kaç bağlantı paylaşacağım sadece: Uğur Özmen'in sayfasında  Saint Malo Vikipedi'de Mont Saint-Michel Wikipedia'da Georges de La Tour

Orphee, Nazlı Eray

Nazlı Eray, yıllar önce severek okuduğum bir yazardı. Uzun zamandır kitabını okumamıştım. Eray'dan okuduğum kitaplarla ilgili hatırladığım en belirgin şey gerçeküstü olayları gerçeklerle katıştırarak yazışıydı. Geçenlerde Adil Han sahaflarını gezerken rastladığım Orphee'nin, Kaynak Yayınları'ndan çıkan Kasım 1983 tarihli ilk baskısını görünce hemen aldım. Deyim yerindeyse bir solukta okudum. 135 sayfalık Orphee, bilmediğim dünyalara bolca gönderme yapan bir romandı. Sonraki baskılarını Can Yayınları'ndan yapan roman 2006 yılında Robert Finn tercümesiyle A.B.D.'de de yayınlanmış. Mitoloji, hiç bilmediğim bir alan. Orphee'nin kapak resmi ve ismi mitolojiye ilişkin olduğunu açık şekilde ortaya koyuyor olsa bile roman günümüzde geçiyor. Eray'ın gerçeküstü olayları gerçek olaylarla harmanlayarak yazışıyla Ankara şehri bir sahil kasabasına taşınıyor, Roma kralı Hadrian'ın heykeli posta güvercini aracılığıyla rüzgarlara yazdırdığı mektuplar gönderiyor. Dah...

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Rangers - Fenerbahçe maçı 90 dakika sonu

İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti.  İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı.  Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı.  Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım.  Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar. 

Rangers - Fenerbahçe maçı devre arası yorumlarım

Blogumda futbola dair yazı sayısı fazla değil. Böylesini ise ilk kez deniyorum. Saat itibariyle 14 Mart 2025'e girdiğimiz bu dakikalarda, İstanbul'da 3-1 kaybettiği maçın rövanşında en az iki farklı galibiyet arayan Fenerbahçe'nin ilk yarısını 1-0 önde bitirdiği maçın devre arasına dair görüşlerimi kayda geçiriyorum. İlk yarıyı tek cümle ile özetlemem gerekirse, iyi oynamasak da golü bulduk, derdim. Rangers'ın oyunun kontrolünü elinde tuttuğu, arada kalemizde tehlikeli pozisyonlara girdiği, bizimse bir türlü organize ataklar geliştiremediğimiz bir ilk yarı izledik.  İkinci yarıda, uzatmalara gitmek için iki farklı galibiyet şart. Başka bir ifade ile, gol yemeden en az bir gol daha bulmalıyız. Talisca ve El Nesri gibi her an skora katkı yapabilecek oyuncuların olduğu Fenerbahçe, bunu başaracaktır.  Maç sonu yorumlarımı da sıcağı sıcağına kaydedeceğim. 

kar ve

Gördüğünüz fotoğrafı 2020 yılı Ocak ayında Ankara'da çekmiştim. Bu kadar çok olur mu bilmiyorum ama hava tahminleri yanılmazsa, salı ya da çarşamba günü İstanbul'a 2025'in ilk karı yağacak.  Şubat tatilinde yağmayan kar, okulların açıldığı ilk haftayı beklemiş gibi  görünüyor.  Yağmur yağdığında bile kilitlenen trafik, kar ile ne hale gelecek göreceğiz.  İkinci dönemde tüm öğrencilere başarılar diliyorum.  Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun. 

Psikopati / Saul Black

Polisiye romanların klişeleriyle dolu, Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz "kahretsin", "aman tanrım", "kahrolası" kalıplarının bolca kullanıldığı çevirisiyle mısır patlağı tadı veren bir kitap Psikopati. Saul Black'ten okuduğum ilk ve büyük olasılıkla son eser. Vaktinizi daha iyi eserleri okumak için kullanmanızı öneririm. 

Çobanoğlu Restaurant / Eymir Gölü - ANKARA

Senelerdir gidip geldiğim ve her seferinde huzur bulduğum Eymir Gölü ile ilgili ayrıntılı rehber hazırlama işine giriştiğimde, göl kıyısında yer alan mekânları ayrıca tanıtmam gerektiğini fark ettim.  Göl çevresinde araç trafiği tek yönlü olunca, Çobanoğlu'na araç ile ulaşmak epey sürüyor. Gölbaşı tarafındaki kapıyı kullanarak göl kıyısına girdiyseniz, göl çevresindeki turunuzun şık bölümünün son tesisi Çobanoğlu. Adını, geniş bahçesindeki Çobanoğlu çeşmesinden alan bu tesis, kahvaltı, gözleme, ızgara çeşitleri ve sıcak-soğuk mezeleri ile sağlam bir mutfağa sahip.  Eymir gölü, genişçe akan ve kıvrımlarla ilerleyen bir nehre benziyor, haritadan baktığınızda. Bu yüzden, Çobanoğlu'nda otururken küçük bir göl görüyorsunuz. Göl kıyısındaki diğer tesisler ise Çobanoğlu'ndan görünmüyor.  İster bahçesinde oturun, ister soba ile ısıtılan içerisinde çok keyif alacağınızı düşünüyorum Çobanoğlu'nda. TRT tarafındaki kapıdan, yürüyerek ya da bisiklet ile, trafiğin tersi yön...