İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti. İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı. Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı. Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım. Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar.
Blog sayfama farklı yazarların kitaplarına ilişkin notlar düşüyorum. Geçenlerde kitap kategorisindeki bu notları, yazar isimleriyle etiketledim. Etiket bulutunda ismi en büyük görünen yazar İnci Aral. Çünkü blog sayfamda, bu yazıyla birlikte, Aral'ın 14 eserine dair düştüğüm not var. Gölgede Kırk Derece, Aral'ın dokuz öyküsünden oluşuyor. Benim okuduğum Can Yayınları'ndan çıkan Aralık 2000 tarihli 3. baskısıydı. Dokuz öykünün ortak özelliği her birinde kadın hikayelerinin anlatılması. Kitaba ismini de veren Gölgede Kırk Derece ve kitaptaki son öykü Üçüncü Kişi beni en çok etkileyenler oldu. Üçüncü Kişi'deki rüya mı gerçek mi belirsizliğinin güçlü kullanılışı Aral'ın kaleminin gücünü yansıtıyordu. Gölgede Kırk Derece öyküsünde ise konu ve ele alınış biçimi çarpıcıydı. Bu arada Aral hayranları için güzel bir haber İnci Aral web sayfası yayına geçmiş...