Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün. UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil. Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum.
"Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer. Bir gün Almanların pabucunu yalayan ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika'ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da cefakeş milletimizdir. Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara yatırmadık, han, apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik. Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracak: 'Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor...' Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar mihnetli, hatta bu kadar tehlikeli mi olmalıydı. Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu"
25 Kasım 1947 tarihli Ali Baba'nın ilk sayısında Sabahattin Ali'nin yazdıkları yukarıdaki metin. "Filiz Hiç Üzülmesin" Sabahattin Ali'nin Objektifinden, Kızı Filiz'in Gözünden Bir Yaşamöyküsü adlı kitap, Sel yayınlarından 1995'te çıkmış. Yapı Kredi Yayınları, Haziran 2011'de genişletilmiş baskısını yayınlamış. Sert karton kapaklı, 157 sayfalık kitap beni derinden etkiledi. Başın öne eğilmesin, benim meskenim dağlardır gibi bestelenmiş şiirleriyle bir çoklarının tanıdığı Sabahattin Ali'nin pek bilinmeyen hayatını anlatıyor kızı. Bu kadar kısa bir ömre bu kadar çok şey sığdırmak karşısında hayran kaldım.
Ankara'nın 1940'lardaki haline dair pek çok fotograf karesi ile süslenmiş kitap. Sabahattin Ali, şairliğinin yazarlığının dışında ödüllü fotografları da olan çok yönlü bir sanatçıymış. Otomatik makinesi ile kendi portrelerini de çekmiş. Karanfil sokaktaki Adalar apartmanını, fırsat bulduğum ilk gün arayacağım. Muhtemelen halen ayaktadır bu bina. Binayı bulabilirsem terasından bugünün Ankara'sını fotograflayacağım. Bu teras, Ali ailesinin bir dönem yaşadığı evmiş. Ülkenin geçmişine dair okudukça, ileride bugünleri okuyanların düşüneceklerini düşünüyorum. Karmaşık bir cümle oldu farkındayım. Olsun varsın, sen anladın onu!
25 Kasım 1947 tarihli Ali Baba'nın ilk sayısında Sabahattin Ali'nin yazdıkları yukarıdaki metin. "Filiz Hiç Üzülmesin" Sabahattin Ali'nin Objektifinden, Kızı Filiz'in Gözünden Bir Yaşamöyküsü adlı kitap, Sel yayınlarından 1995'te çıkmış. Yapı Kredi Yayınları, Haziran 2011'de genişletilmiş baskısını yayınlamış. Sert karton kapaklı, 157 sayfalık kitap beni derinden etkiledi. Başın öne eğilmesin, benim meskenim dağlardır gibi bestelenmiş şiirleriyle bir çoklarının tanıdığı Sabahattin Ali'nin pek bilinmeyen hayatını anlatıyor kızı. Bu kadar kısa bir ömre bu kadar çok şey sığdırmak karşısında hayran kaldım.
Ankara'nın 1940'lardaki haline dair pek çok fotograf karesi ile süslenmiş kitap. Sabahattin Ali, şairliğinin yazarlığının dışında ödüllü fotografları da olan çok yönlü bir sanatçıymış. Otomatik makinesi ile kendi portrelerini de çekmiş. Karanfil sokaktaki Adalar apartmanını, fırsat bulduğum ilk gün arayacağım. Muhtemelen halen ayaktadır bu bina. Binayı bulabilirsem terasından bugünün Ankara'sını fotograflayacağım. Bu teras, Ali ailesinin bir dönem yaşadığı evmiş. Ülkenin geçmişine dair okudukça, ileride bugünleri okuyanların düşüneceklerini düşünüyorum. Karmaşık bir cümle oldu farkındayım. Olsun varsın, sen anladın onu!
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.