Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ocak, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Trabzonspor U19 takımının başarısı üzerine

Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün.  UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor.  Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil.  Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum. 

Kahve bardağı boyları ve önemli (!) keşfim.

Ülkemizde giderek yaygınlaşan kahve dükkanı zincirleri, içecekleri farklı boylardaki bardaklarda sunuyorlar. Zincirden zincire bardak boylarına verilen isimler değişse bile aynı kalan bir özellik var: en küçük boy bardak bile ülkemiz ölçülerine göre büyük. Bu tespitim, sadece bana ait değil. Arkadaşlarımın çoğunun düşüncesi aynı. En küçük boy bardakta (Starbucks'ta tall olarak geçiyor) istediğimizde bile sunulan içecek fazla geliyor. Geçtiğimiz günlerde yeni bir boy fark ettim Starbucks'ta: short . En küçük boy bardak istediğimizde seçenekler arasında sunulmayan short, çocuk boyu olarak adlandırılıyor. İlginç olan, özellikle istemediğiniz sürece bu boyun size hatırlatılmaması. Neyse bu önemli (!) keşfimi sizlerle paylaşmış olayım. Amerika'da yaşamadığımıza göre, alışageldiğimiz kupa-bardak boylarında kahve içebilirsiniz çocuk boy isterseniz...

Siyah Süt, Elif Şafak

Siyah Süt, yayınlandığı 2007 yılında epey ses getiren otobiyografik roman. Yazarların, kendilerininden bahsettiği kitapları okumayı sevmişimdir oldum olası. Yazma süreçlerini anlattıkları, okuyucu ile dertleştikleri kitapları. Çok severek okumuştum Adalet Ağaoğlu'nun Damla Damla Günler adlı anı kitabını. Siyah Süt'ü anı kitabı olarak nitelendirmek doğru olmaz. Zaten kitabın kapağında otobiyografik roman yazılı. Çocuk sahibi olma, yerleşik hayat yazarlık sürecini nasıl etkiler? Edebiyat tarihinde kadın yazarların kadınlık ile yazarlık arasındaki seçimleri ya da toplumun kadından beklentilerini karşılarken yazmanın zorlukları gibi konularda tarihten örnekler veriliyor roman boyunca. Benistan ülkesinin parmak kadınlarının (Hırs Nefs, Pratik Akıl, Sinik Entel, Anaç Sütlaç, Can Derviş ve Saten Şehvet hanımlar) hikayeleri romanı akıcı ve keyifli yapmış. Anlatılan süreç, bir çok kadının yaşadıkları sanırım: Çocuk sahibi olma kararının verilmesi. Bu konu üzerine düşünmeyip haya...

Emperyalizm ve Siyasal İslam Arasında Türkiye, Ergin Yıldızoğlu

Ergin Yıldızoğlu, pazartesi ve çarşamba günleri Cumhuriyet gazetesinde yazan ekonomist/araştırmacı/yazar/şair. Gazete yazılarında referans verilmesi çok rastlanan bir durum değildir. Oysa Yıldızoğlu'nun her makelesi, bilimsel yayın benzeri referanslarla dolu oluyor. Dünyanın gidişi üzerine yorumları, ne yazık ki, doğru çıkıyor çoğu kez. Ne yazık ki diyorum, çünkü oldukça karamsar öngörülerde bulunuyor. Emperyalizm ve Siyasal İslam Arasında Türkiye başlıklı kitabı, 2006-2008 arasında yazdığı makalelerin konulara göre düzenlenmiş hali. Uzun giriş yazısı, 3 bölüme ayrılmış kitabın kısa özeti gibi. Büyük Ortadoğu, Emperyalizm, Türkiye ve Siyasal İslam başlıklı bölümlerde Yıldızoğlu'nun çeşitli tarihlerde yazmış olduğu makalelere yer verilmiş. Yazıların sonunda, gazetedeki yayın tarihleri de var. 430 sayfalık kitap, kolay okunur türden değil. Çoğunlukla iki-üç makale üst üste okuyunca bunalıp kenara bıraktım. İç karartıcı öngörülerin büyük bölümünün gerçekleşmiş olması, henüz ger...

Sürüne Sürüne Erkek Olmak, Pınar Selek

Sosyolog, yazar Pınar Selek'in 2008 yılında yayınlanan kitabı Sürüne Sürüne Erkek Olmak. 216 sayfa ve hızlı okumayanlardan olan ben bile bir günde bitirdim. Zorunlu askerlik hizmetine ilişkin, çeşitli yaş ve sosyoekonomik çevreden 58 erkek ile yapılan söyleşilerle oluşturulmuş bir kitap. Söyleşileri Hüseyin Deniz ve İrfan Uçar gerçekleştirmiş. Askere uğurlama ile başlayan ve Eve Dönüş ile biten bir süreci toplamda 15 bölümde incelemiş yazar. Sosyolog bir kadının gözünden erkek kimliğini oluşturan önemli ögelerden birisi olarak ele alınmış askerlik dönemi . Ülkemizde her erkeğin bir şekilde askerlik anısı vardır. Bir nedenle askerlik yapmayanların bile bu sürece dair anlattığı/anlatacağı şeyler oluyor. S osyoloji konusunda eğitimim olmamasına karşın kitaptaki yer verilen bir çok konuda kafa yormuştum askerliğim boyunca. Kısa sürede okumama karşın etkisi uzun sürecek kitaplardan birisi Sürüne Sürüne Erkek Olmak. Kitabın yazarı Pınar Selek ve kitapta yer alan söyleşileri gerçekle...

19 Temmuz 2009'a doğru sigara içme yasağının uygulanması

Sigaranın kapalı alanlarda içilmesini yasaklayan yasa, 15 Mayıs 2008 ve 19 Temmuz 2009 tarihlerinde uygulanmaya başladı/başlayacak. İş yerleri, toplu ulaşım araçları, taksiler, hava alanları ve daha bir çok kapalı alanda yasağın uygulanması neredeyse bir senedir sürüyor. Peki bu yasak ne kadar uygulanıyor? Kişisel gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istedim. Oldukça fazla sayıda çalışanın bir arada yaşadığı bir yerleşkede (kampüs) iş yerim. Farklı binalardan oluşuyor yapısı. Yasağın ilk günlerinde sigara tiryakileri, odalarının kapısını kilitleyerek içeride tüttürüyorlardı zehir saçan içeceklerini. Sonbahardan bu yana, koridorlarda, kapısı açık odalarda içmeye devam ediyorlar. Tiraji komik durumlar yaşanıyor. Her kata 2 sorumlu atandı. Bu sorumlular yasağın uygulanmasını denetleyecek. Benim çalışmakta olduğum katın sorumlusu olarak belirlenenler en sağlam içiciler :) Kimi kime şikayet edeceksiniz? Alış-veriş merkezlerinin durumu, iş yerlerinden farklı değil. Özellikle merkezlerin içinde ye...

Issız Adam

Uzun süre gitmedim Issız Adam 'a. Merak etmediğimden değil. Denk gelmedi bir türlü. O kadar çok şey duymuştum ki filmle ilgili, izledikten sonra ciddi hayal kırıklığı yaşadım. Anadolu'nun bağrından kopup gelmiş, babasının açtığı restaurantta yaptığı yemeklerle kendi dünyasını kurmuş yalnız bir adam kahramanımız. Kadınlarla ilişkilerinde başarısız, seks konusunda sıkıntılar yaşayan Issız Adam'ımız bir yandan eski plaklardaki seslerin hayranıdır. Görüp beğendiği, birlikte olmak için türlü bahaneler/yalanlar uydurduğu Ada ile ilişkisi hem kendisini hem yaşam biçimini değiştirecektir. Peki bu durum sürekli olur mu? İşte filmin ilk yarısı bu güzelliklerle sürüp bitiyor. İkinci yarı ise biraz aceleye getirilmiş diye düşündürdü. Aslında final sahnesine kadar aceleye getirilmiş gibi gelse bile hayal kırıklığı diye nitelendirmeyeceğim bir yarıydı. Ama öyle bir final sahnesi var ki, inandırıcılıktan bu kadar mı uzak olur. Şimdi filmin finalini anlatıp, izlememişleri düşman etmeyeyim ...

PowerXL macerası devam ediyor (internette)

Hatırlayacaksınız bir süre önce PowerXL'den bahseden yazı yazmıştım. Ankara'da keyifle dinlediğimden söz etmiştim. Sonradan yazıda bilgi güncellemesi yaparak Ankara vericisini susturduğunu yazdım. Bu kez gene Ankara'da gene PowerXL keyfini yaşayabildiğimizden bahsetmek istiyorum. Günümüzde bir çok radyonun (belki de tüm radyoların) web sayfaları var ve bu sayfalar üzerinden online yayın yapıyorlar. PowerXL de bu radyolardan birisi. İnternet sayfası üzerinden yayın dinlenebiliyor . Karasal alıcılarla (yani bildiğiniz radyo alıcılarıyla :) sadece İstanbul'a yayın yapıyorlarmış. İstanbul'da yaşayanlar için frekansının 100.2 MHz olduğunu hatırlatayım.

Barselona - Barselona

Woody Allen'in son filmini izledik bugün. Geçtiğimiz yıllarda maç sayısı adlı filmini izlemiş ve sevmiştik. Maç sayısı, Londra'da geçiyordu. Kentin güzellikleri filme eşlik ediyordu. Barselona Barselona ise adı üzerinde olduğu gibi İspanya'nın (Katalonya demek gerek belki de) önemli kentlerinden Barselona'da geçen bir yaz macerası. Birbirinden karakter ve tip olarak farklı iki Amerika'lı genç kız yazın 2 ayını geçirmek için Barselona'ya geliyor. Kızlardan esmer olanı nişanlı, ne yapmak istediğinden emin, Katalan yaşam biçimi üzerine yapmakta olduğu yüksek lisansına katkısı olsun düşüncesiyle geliyor Barselona'ya. Sarışın olan isehayatın rüzgarına kendini bırakmış yaprak gibi savruluyor. Aşkı arıyor belki de. Eşinden olaylı bir şekilde ayrılmış bohem ressam ile tanışan kızlarımızın hayatları (en azından bir süreliğine) değişiyor. Nişanlı olanı hayatının geri kalanını kökten değiştirecek tercihi yapmaya çalışıyor. Ressamın eski eşinin de hikayeye katılmasıyl...

Sadun Aren ile cumartesi söyleşisi

Dün Elektrik Mühendisleri Odası Ankara Şubesi'nin 2001 yılında yaptığı cumartesi söyleşilerinden birisinin bant çözümlerinden oluşturulan kitapçık geçti elime. Geçtiğimiz yıllarda kaybettiğimiz Sadun Aren ile yapılmış bir söyleşi. Sadun Hoca'nın anılarından oluşan bir kitap okumuş ve yorumlarımı siz değerli okuyucularımla paylaşmıştım . Söyleşinin yapıldığı tarihte, Puslu Camın Arkasından kitabı henüz yayınlanmamış. Sadun Aren, TİP sürecini anlatarak başladığı söyleşine Türkiye ve dünyanın yaşadığı değişimleri değerlendirerek devam etmiş. Sovyetler Birliği deneyiminin başarısızlıkla sonuçlanması sonrası, sosyalizmin kurulması için önerilen yöntemlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söylemiş. Öncü bir mücadele ile iktidarı ele geçirip ardından kamulaştırma yoluyla özel mülkiyete son verme şeklinde özetlenebilecek mücadeleye yöntemi yerine, iş yerlerinin yönetimine katılarak zaman içerisinde sömürünün düzeyini azalta azalta sistemi değiştirmenin olanaklı olabileceğini anl...

yeni yıl

Yeni yılı umutla karşıladık. Yanı başımızda yaşanan vahşetin bir an önce sona ermesi dileğimiz, yakın gelecekte gerçekleşecek gibi görünmese bile. Ya da başladı, derinleşecek denilen krizin etkilerini 2009'da çok daha yoğun hissedeceğimizi bilsek bile. Bertolt Brecht'in şiirini bir kez daha okuyup insanların düşünmesini de bildiğini umarak, yeni yılı umutla karşıladık... Generalim Tankınız Ne Güçlü Tankınız ne güçlü generalim, Siler süpürür bir ormanı, Yüz insanı ezer geçer. Ama bir kusurcuğu var; İster bir sürücü. Bombardıman uçağınız ne güçlü generalim, Fırtınadan tez gider, filden zorlu. Ama bir kusurcuğu var; Usta ister yapacak. İnsan dediğin nice işler görür, generalim, Bilir uçurmasını, öldürmesini, insan dediğin. Ama bir kusurcuğu var; Bilir düşünmesini de. Cev. A.Bezirci

Kuğulu park, Ankara

Sigara yasağı ve Starbucks

Bildiğiniz gibi 15 Mayıs 2008 tarihinden beri kapalı mekanların büyük çoğunluğunda, alış veriş merkezleri de dahil, sigara içmek ve içilmesine izin vermek YASAK. Yasağa uymayanlar hakkında işlem yapılacak. İçenlere 62 TL, içilmesine izin verenlere ise 5000 TL'ye kadar para cezası uygulanacak. Sigara düşmanı olarak bu yasaya çok sevinmiştim. Uygulamasının takipçisi olmaya karar vermiştim. Öyle de yapıyorum. Üzülerek görüyorum ki alış veriş merkezlerinde yasa uygulanmıyor. Özellikle merkezlerin içerisindeki restaurant ve kafelerde. Ankamall'ın en üst katındaki fastfood merkezinde yasak uygulansa bile diğer tüm bölümlerindeki kafelerde fosur fosur sigara içiliyor. Merkezin görevlilerine şikayet ettiğimde Yenimahalle Belediyesi'ni aramam söyleniyor. Belediyeyi bir kaç kez arayıp şikayetimi bildirdim. Bir zincir kahveci var ki yasak başladığından beri sürdürdüğü ilkeli tavır ile gönlüme sarsılmaz tahtını kurdu. Tahmin edersiniz sizler de: STARBUCKS. Lezzetli kahvesi, güzel müziğ...

İlya Erenburg'un Hatıraları

1968 yılı basımı derleme bir kitap İnsanlar Yıllar ve Hayatlar İlya Erenburg'un Hatıraları. Hasan Ali Ediz'in Ehrenburg'un 2 ciltlik hatıralarından seçerek düzenlediği 320 sayfalık bir eser. Kitabı oluşturan çeviriler tefrika halinde Cumhuriyet gazetesinde yayınlanmış zamanında. Tabii gazetede yayınlananlara eklemeler yapılmış kitap haline getirilirken. Ancak biri 613, diğer 792 sayfa olan orijinal anıların küçük bir kısmı yayınlanmış gene de. Yazarın soyadı kimi kaynaklarda ve Türkçe olarak yayımlanmış eserlerinde Ehrenburg olarak geçiyor. İnternette bakınca her iki tip kullanımının olduğunu gördüm. 1891-1967 yılları arasında yaşamış İlya Erenburg'u Dipten Gelen Dalga adlı romanıyla tanımıştım. Üniversite yıllarında okuyup etkilendiğim romanın, herbiri ikişer ciltlik bir üçlemenin (Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga) son kitabı olduğunu öğrenince hayıflanmıştım. Yakın zamanda okuduğum Julio Jurenito ise yazarın ilk romanıymış. Hasan Ali Ediz'in derled...

Ankara'nın ayazı

Bilenler bilir. Ankara'nın ayazı meşhurdur. Bu sabah derecenin gösterdiği sayı, yok artık dedirtti. Sabahın ilk saatlerinde kimbilir kaç dereceyi gösteriyordu. Bu soğuklara bir de tavana vuran doğalgaz fiyatı eklenince denklem daha bir zorlaşıyor. Ankara'da durum böyleyse doğuda kim bilir ne güçlükler yaşanıyordur. Yeni yılın ilk yazısını umutsuzlukla bitirmeyeyim. 21 aralıktan beri günler uzuyor. 21 hazirana kadar da uzayacak. Uzayan günler, büyüyen umutları muştular bana hep. İş çıkışı halen batmamış güneş umutla doldurur içimi. Güneşimiz daim olsun yeni yılda...

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Anıttepe, sokaklar, anlamlar

Ankara, ne yazık ki, içerisinden su geçen şehirlerden değil. Aslında daha doğrusunu söylersem, içerisinden geçen suların üzerini kapatıp yok eden bir kent. İncesu deresi, Kavaklı dere, Ankara çayı hep üzeri kapatılıp, halının altına süpürülen tozlar gibi gözden ırak tutulup unutulmuş kent suları. Hal böyle olunca Başkent, akar suyun kente sağlayacağı güzelliklerden yoksun. Neyse ki arayan için gizli güzellikler barındırıyor.   Anıttepe, bu gizli güzellikleri saklayan semtlerden. Anıtkabir, yılın her mevsimi caddelerden eksik olmayan turist otobüsleri, resmi bayramlarda protokol için kapatılan yollar, son dönemde sıklıkla düzenlenen mitinglere ev sahipliği yapan Tandoğan meydanı, Çankaya Belediyesi'nin  konserlerinin mekanı Anıtpark Anıttepe denildiğinde ilk aklıma gelenler. Ve tabii, geçenlerde bir yarışmada soru olarak da yöneltilen sokak isimleri: Ordular, İlk, Hedef, İleri, Ata ve Akdeniz caddesi.    Anıtkabir'in sınırını oluşturan 3 cadde bulunur: Gen...

Kocadağ At Çiftliği Kocadağ Köyü / Havran

Deniz, kum, güneş tatilinden sıkıldıysanız ve Edremit körfezi civarındaysanız size süper bir alternatif: At binmek. Edremit'ten Balıkesir'e giden yol üzerindeki şirin ilçe Havran'ın Kocadağ köyünde bu mekan. Henüz dört yaşında olan iki(z) kızlarımız çok keyif aldılar at binmekten. Altınızda sizden epey güçlü b ir hayvan varken dengede durmaya çalışmak, yorucu bir o kadar da keyifli bir uğraş. Eğer hayatınızda at binmeyi hiç denemediyseniz, emin olun deneyince siz de kabul edeceksiniz, çok şey kaçırmışsınız demektir.    Kocadağ At Çitfliği'nde at binmenin yanı sıra lezzetli mutfağını da deneyebilirsiniz. Mantı, haşlama içli köfte, ızgara köfte ve elbette demleme çay. Fiyatlar derseniz bu konuda ucuz / pahalı yorumu yapmak istemiyorum. Bunun yerine bir kaç seçtiğim ürünün fiyat bilgisini paylaşacağım. Ancak, öncelikle sipariş edeceğiniz yiyeceklerin hepsinin büyük bir özenle hazırlanıp, aynı özenle servis edildiğini belirteyim. Biz mantı, içli köfte, ızgara hellim ve ...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

ŞÖMİNE pide kebap

Mahallelerde, özellikle ara sokaklarda, gizli cennetler yer alır. Konu pide/kebapçı olunca tercihimi olabildiğince bu cennetlerden yana kullanırım. Hem lezzetli pide yersiniz hem de izzet ikram bol ve fiyatlar ucuz olur. Eskiden oturduğumuz Tuzluçayır'da birbirine yakın 3 pideci vardı. Aralarındaki rekabet en çok bizlere yarardı. Ücretsiz salata (mevsimine göre çoban ya da yeşil) hepsinin ortak ikramıydı. Farklılık yaratıp müşteriyi kendine çekmeye çalışan birisi salatanın yanında cacık ikram etmeye başlayınca diğerleri de onu izlemeye mecbur kalmıştı. Eski günler... Sizlere bu gün bahsedeceğim yer Dikmen İlker'de. Oran şehrine, dolayısıyla iş yerime yakın. Zaten genellikle haftaiçi öğlen yemeği için gidiyorum. Önce adını adresini vereyim. Şömine Kebap İlker 1. Cadde No:116/H tel: 482 40 40 / 481 41 42. Gelelim yiyecek ve ikramlara; öncelikle favori pidemi önermeyle başlayayım işe: Kuşbaşı-kaşarlı karışık. Gerçekten lezzetli yapıyorlar. Geçen gittiğimizde lahmacununu da çok b...

Dorian Gray'in Portresi / Oscar Wilde

Remzi Kitabevi'nin Ağustos 1968 tarihli ikinci baskısından okudum bu klasik romanı. Dilimize Ferhunde ve Orhan Şaik Gökyay çevirmiş. Günümüzde yapılan çeviriler daha özenli oluyor. Bu baskıda, romanda Fransızca olarak geçen kimi bölümlerin çevirisi yapılmamış. Oysa dip not şeklinde bu ifadelerin Türkçesi verilmeliydi. Dizgiye dair de sorunlar var. Sanırım yeni tarihli baskılarda bu sorunlar giderilmiştir.  Alt metinlerle, göndermelerle dolu bir roman Dorian Gray'in Portresi. Bunları bilmeden, fark etmeden de okunabilir elbette. Yayınlandığı dönem tartışmalara sebep olmuş, kimi bölümleri sansürlenmiş. Yakın tarihli baskıları, "sansürsüz" ibaresiyle okuyucuya sunulmuş.

değişiklik

Sabah uyandığımda bugünün de diğerleri gibi geçeceğini düşünmüştüm. Aynı şeyleri yapıp, aynı saatte aynı yoldan döneceğimi eve. Oysa bu gördüğünüz geçidi kullanıyorum bu kez.  Aslında bir kaç sokak değişikliği tek yaptığım. Kim bilir hangi zamanda yapılmış bu saray kompleksinin kenarındaki yapıya düşürdüm yolumu.  Küçük değişiklikler yapmak gerek hayatta. Bazen öğlen yemeği için tercih ettiğiniz mekânı, bazen kalvaltıda yediğiniz zeytini, bazen ise ev - iş - okul arasındaki sokağı.