Bu yazıyı hazırladığım 2 Nisan 2025 günü itibariyle Trabzonspor A takımı, Süper Lig'de 27 maçta 9'ar galibiyet - mağlubiyet ve beraberlik ile 36 puan toplayarak 10. sırada yer alıyor. Trabzonspor U 19 takımı ise U 19 Elit A Ligi'nde 26 maçta 18 galibiyet, 5 beraberlik ve 3 mağlubiyet ile 59 puan toplayarak, lider Galatasaray'ın iki puan gerisinde ikinci sırada. Bu arada Trabzonspor U 19 takımının üç maç eksiği olduğunu ekleyeyim. Bu eksik üç maçını da kazanırsa 7 puan farkla lider olması mümkün. UEFA Gençlik Ligi'nde yarı finale çıkan ve bu yolda İtalya'dan Juventus, Atalanta ve Inter'i eleyen takımımız, kupaya doğru emin adımlarla ilerliyor. Trabzonspor Fatih Sultan Tekke yönetiminde U 19'daki gençleri A takıma dahil etme stratejisini uygularsa uzun süreli başarının gelmesi işten bile değil. Gençleri bir kez daha kutluyorum. Kupayı ülkemize getireceklerine yürekten inanıyorum.
Cumhuriyet gazetesindeki köşe yazıları ile tanıdım Kavukçuoğlu'nu. Sonra bir gün çalıştığım kurumun kütüphanesinde görüp deyim yerindeyse bir solukta okuduğum anı kitabı Sen Vatan Haini misin Baba, bir sonraki anı kitabını okumaya sürükledi. Ala Geyik Sokağı Yoksa Bir Liman mıydı? anıların devamı nitelğindeydi. Anıların ayrıntıları şaşırtıcıydı. Bu ayrıntıların nedenini geçtiğimiz haftasonu Bursa'da öğrenmiş oldum: özlem. 22 yıl zorunlu olarak Almanya'da kalan yazar, cumartesi günkü söyleşisinde bu ayrıntıları açıklamak için ekler pastasını örnek verdi. Ne ilgisi var diye düşünüyor insan ilk duyunca. Ekler, Fransız kökenli bir pasta türü. Ülkemizde de hemen hemen her pastanede yapılır. Gelin görünki Almanya'da bilinen ve yapılan bir pasta değil. Kavukçuoğlu'nun çok sevdiği bu pastaya duyduğu özlem onu geçmişin İstanbul'undaki pastanelere, onların sahiplerine, sahiplerinin öykülerine götürüyor. Sadece ekler pastasının oluşturduğu çağrışımları ve 22 yıllık yurt özlemini düşününce anlaşılıyor kutaplardaki ayrıntılar.
Komik Şeyler Yazmak, yazarın Can Yayınların'ndan 2007 Ekim'inde çıkmış ikinci öykü kitabı. Öykü yazmak bence roman yazmaktan daha güç. Güçlüğü kısa metinlerde konuyu toparlamaktan kaynaklanıyor. Bursa'daki söyleşide öykü konusunda yeni olduğunu ve kimi durumlarda konuyu uzatmaktan kendini alı koyamadığını anlatmıştı. 13 öykünün yer aldığı Komik Şeyler Yazmak'ta Cevriye Hanım, Ortaköy'de Bir Gün ve Kurmay Tevfik adlı öyküleri beğenerek okudum. Hayatın içinden insanların portreleri var öykülerde. Birbirlerini anlamayanlar, hor gören/görülenler, farklı kültürler...Kapıcı ve Şarkıcı öykülerini ise fazla uzun buldum. Aslında sorun öykülerin uzunluğundan konuyu toparlamaktaki sıkıntılar.
Elbette bu görüşlerimin edebiyat eleştirisi olarak değerlendirmemek gerekiyor. Ne öyle bir iddiam ne de yetkinliğim var bu konuda. Sadece beğenerek okuduğum bir yazarın kitabı ile ilgili görüşlerimi yazıyorum. Kitabı Bursa Ankara arasındaki otobüs yolculuğunda bitirdiğimi söylersem ne kadar kolay okunulur bir dille yazıldığını anlatmış olurum sanırım...
Yorumlar
Yorum Gönder
Yorumlarınız denetimimden geçtikten sonra yayınlanacak. Beğenmediklerinizi hakaret içermeyen şekilde ifade edin lütfen.