Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2006 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Rangers - Fenerbahçe maçı 90 dakika sonu

İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti.  İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı.  Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı.  Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım.  Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar. 

Yeni blogger

Uzun süredir beklediğim yeni blogger hizmetlerinden yararlanabildim sonunda. Bir süredir blog içerisindeki yazıları kategorilere ayırmaya çalışıyordum. Sayfaya tiyatro yorumu okumak için gelmiş birisinin tüm yorumlara kolayca ulaşmasını sağlamaya uğraşıyordum. Bu amaçla, gönderdiğim yazılara etiketler koyuyordum. Yazının başlığına tiyatroYorum, mekanYorum gibi. Yeni blogger'da bu iş için label konulmuş. Sayfadan seçmeleri konulara göre bölümünde bulabilirsiniz. 2 yıl içinde 32 kitap, 30 film, 15 tiyatro oyunu ve 25 mekan yorumu yazmışım. Teknik yazıları da etiketleyeceğim bir zaman bulduğumda. Keyifli okumalar, iyi bayramlar, iyi seneler...

Cenneti Beklerken, filmYorum

Derviş Zaim'in filmlerini izlemişler için şaşırtıcı bir film Cenneti Beklerken . Serhat Tutumluer ve Melisa Sözen başta olmak üzere güçlü oyunculuklar, İstanbul Kanatlarımın Altında gibi tarihi filmlerle kıyaslandığında başarılı eski İstanbul canlandırmaları, iyi seçilmiş mekanlar, dönemin havasını yansıtan kostümlerle iyi film için gerekli koşullar yerine getirilmiş. Kullanılan müzikler Rahman Altın imzasını taşıyor. Filmin genel havasını destekler nitelikte. 17. yüzyılda Osmanlı (istanbul) ve Anadolu'nun birbirlerinden ne kadar kopuk olduğu, bir yanda hanlar hamamlar içinde yaşanırken diğer yanda alabildiğine sefaletin varlığı vurgulanmış. İnsan hayatının iki dudak arasında olduğu o günlerde insan kalabilmenin zorlukları çarpıcı dille aktarılmış. Filmde ön planda nakkaş Eflatun Efendi'nin yaşadığı aşk ve hayatta kalma mücadelesi varken arka planda nispeten daha adil davranacağını vaadeden Şehzadenin yaşadıkları görülüyor. Belki zorlama yorum olacak ama Şehzadenin kişiliğ...

İvan İlyiç'in Ölümü, Lev Tolstoy

Rus edebiyatının büyük ismi Lev Tolstoy'un 84 sayfalık dev eseri İvan İlyiç'in Ölümü ne zamandır okumak istediğim bir romandı. Ölüm üzerine düşündüğünüz mü daha önce bilemiyorum. Aslında soruda hata oldu biraz. Daha doğru hali ölümün ne olduğuna kafa yordunuz mu olacaktı. Ölümü anlamak beynimiz için çok olanaklı değil bence. Yok olma fikri, artık, en azından bildiğimiz şekildeki bir dünyada, var olmayacağı farketmek kolay değil. Kitap, ölüm, yaşam, yaşam boyu yaptıklarımız, yapmadıklarımız, içimize attıklarımız, onları kusma isteği ama son anda bile bunu yap(a)mamamız, yaşama isteği gibi çok derin konuları 84 sayfaya sığdırmış. Romanı okurken İlyiç'le kendimi kıyasladım ister istemez. Umarım hayatımın son dönemlerini İlyiç gibi geçirmem. Sanırım roman kahramanı kadar ölüme yaklaşmadığım için (o kadar uzun süre bunu düşünecek kadar diye düzelteyim) ölüm, korkutucu gelmiyor. Hatta zaman zaman tüm koşuşturmaların, hengamenin biteceği yer olduğunu düşünüp ölümden öte köy ...

11. Türkiye'de İnternet Konferansı

Türkiye'de internet başlıklı konferansların bu yıl 11.si düzenleniyor Ankara'da. 3 gün boyunca sürecek konferans ile ilgili ayrıntılı bilgiyi buradan alabilirsiniz. TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi'nin ev sahipliği yaptığı etkinlikte ilginç olacağını düşündüğüm bir çok sunum/panel var. Vakti olanlara duyurulur.

Prime-time'a elveda mı?

Vestel'in bugün İstanbul'da düzenlediği basın toplantısı ile duyurduğu proje ilgi çekici. Milliyet gazetesinin internet sayfasında konu ile ilgili yazılan haberden kısa bir alıntı: Londra'da Vestel tarafından özel olarak üretilen dijital TV alıcıları ile testine başlanılan yeni BBC kanalı sayesinde izleyiciler, programları yayınlandığı saatte değil izlemek istediği saatte seyrediyor. BBC'nin henüz test aşamasında olan yeni kanalının izleyicileri, TV seyretmek istediklerinde kumandalarını kullanarak karşılarına gelen menüden izleyebilecekleri programı seçiyor ve BBC tarafından gece boyunca üyenin dijital TV alıcısına gönderilen ve cihazın sabit diskinde saklanan programı takip edebiliyor. İsteğe bağlı görüntü (video) olarak çevirebileceğimiz VideoOnDemand adlı teknolojinin biraz daha ileri hali olan Push VideoOnDemand ile abonelerin kutularına (SetTopBox-STB) gönderilmiş olan ve kutunun sabit diskine kayıt edilmiş olan yayınları istedikleri zaman izleyebilecekler a...

No Doubt - Don't speak

Oldukça eski bir şarkı bildiğim kadarıyla. No doubt grubunun bildiğim ve dinlediğim tek şarkısı. Bir çoğumuz için de öyledir : Don't speak. Zülfü Livaneli'nin söylediği Sus öyleme bir şey söyleme artık diye başlayan şarkısını hatırlatıyor sözleri. Süper ses, vurucu sözler, etkileyici müzik. Sözler aşağıda. İngilizce ne yazık ki :( You and me We used to be together Everyday together always I really feel That I'm losing my best friend I can't believe This could be the end It looks as though you're letting go And if it's real Well I don't want to know Don't speak I know just what you're saying So please stop explaining Don't tell me cause it hurts Don't speak I know what you're thinking I don't need your reasons Don't tell me cause it hurts Our memories Well, they can be inviting But some are altogether Mighty frightening As we die, both you and I With my head in my hands I sit and cry Don't speak I know just what you're sayi...

Pardus

Bir süredir sayfamın başlığının hemen altında bir kutucuk görüyorsunuz. Tübitak Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü'nün (UEKAE) hazırladığı Pardus adlı işletim sisteminin tanıtım kutucuğu. Tamamen ücretsiz olarak dağıtılan bu işletim sistemi ile alışık olduğunuz (sıkça kullandığınız) işletim sisteminde yapabildiğiniz şeylerin büyük çoğunluğunu yapabilirsiniz. Üstelik işletim sistemini kurduğunuzda metin yazmak, tablo yapmak, sunum hazırlamak gibi işlerinizde kullanabileceğiniz Open Office adlı Türkçe yazılımın son sürümünü de ücretsiz olarak yüklemiş oluyorsunuz. Elbette bu da ücretsiz. Özellikle kaynak sıkıntısı çeken ülkemizde yüksek lisans bedelleri ödemek ile kopya yazılımlar kullanmak arasında sıkışanlar için oldukça ideal bir çözüm. Hem lisans ücreti yok hem de yasal.

Veda Vakti, filmYorum

François Ozon, Fransız sinemasının son dönemlerdeki önemli yönetmenleri arasında. Daha önceki filmlerinden 5x2 , Havuz ve Kumun Altında'yı izlemiş ve Havuz dışındakileri sevmiştim. Veda Vakti ise ölümle genç yaşta yüzleşmek zorunda kalan eşcinsel fotografçının bu yüzleşme sonrası yaşadıklarına odaklanıyor. Melvil Poupaud'ın başarılı oyunculuğu, ölüm, yaşam, aşk, cinsellik ve kısaca yaşama dair her konu ile ilgili göndermelerle dolu usta işi bir film çıkartıyor karşımıza Ozon. Kumun Altında'da ölüm temasını işliyordu. Ölümün, özellikle ansızın gelen ölümün kabullenilmesinin zorluğu üzerineydi Kumun Altında. Ancak o filmde geride kalan açısından anlatılıyordu hikaye ve geride kalan ömrünü birlikte geçirdiği kocasını yitiriyordu. Veda Vaktinde ise ölen (daha doğrusu ölecek olan) kahramanın kendisi. 31 yaşında başarılı moda fotografçısı savruk yaşamının son 3 ayına girdiğini öğreniyor birden bire. Nefes aldığımız her anın ne kadar değerli olduğunu fark ettirecek sarıcı bir fil...

Büyük Çekişmeler, Hal Hellman

Büyük Çekişmeler / Bilim Tarihinden Seçilmiş On Tartışma Hal Hellman Çeviri:Füsun Baytok Bilim tarihi ilginç tartışmalarla geçmiş. Bu tartışmaların bir bölümü bilim adamları arasında, bir bölümü ise bilim adamları ile din adamları arasında yaşanmış. Kitap, Papa VIII. Urban ile Galileo arasındaki tartışma ile başlıyor. Yazar, kronolojik sıra izleyerek oluşturulduğu on bölümde, bilim tarihi açısından önem taşıyan on tartışmaya yer vermiş. Bölümler birbirinden kopuk değil. Aslında böyle bir şey beklemek de pek doğru değil. Çünkü bilim çevresi aynı ve bir tartışmada taraf olan bilim adamları (özellikle eski dönemlerde bilim adamlarının bir çok farklı alanda çalışma yaptığı düşünüldüğünde) başka tartışmalarda da taraf olmuşlar. Bu tartışmaları yapan kişilerin kısa özgeçmişlerine de yer verilmiş kitapta. Bu sayede onları tartışmaya iten sebepler de görülebiliyor. Kişilerin yalnızlıkları, hırsları, dönemin koşulları, tartışmalardaki destekçiler sonuçlar üzerinde etkili olmuş. Bilim adaml...

Eski bohçadan Kestaneli Lezzet Topları

Eski bohçadan (yani eski web sayfamdan) zaman zaman aktarımlarda bulunacağımı yazmıştım. Hazır mevsim kestane mevsimiyken, aşağıdaki güzel tarifi paylaşayım istedim. Tarifin sayfaya yazıldığı dönemde sayısal fotograf makinemiz yoktu. Bu nedenle, sonucun fotografları yok. Bir daha yapınca söz :) Malzemeler 1 kg Kestane, 2 Adet Çikolata, 10 Kaşık Şeker, Hindistan Cevizi, Yarım Çay Bardağı Süt Yapılışı Öncelikle bu lezzetli tatlıyı bulduğu ve yaptığı için sevgili eşim Evren'e teşekkürler. Kestaneleri çizip kaynatıyoruz. Düdüklü tencere kullanırsak daha kısa sürede kaynıyor. Kestaneleri soyduktan sonra karıştırıcıya koyup üzerine şeker ekliyoruz. Şeker ve kestaneler karışınca hamur kıvamına geliyor. Kestane hamurundan küçük toplar yapıyoruz. Toplarımızı bulayacağımız sos için çikolataları su dolu kap içerisine koyduğumuz ikinci bir kabın içerisinde eritiyoruz. Az miktardaki sütü bu karışıma katıyoruz. Lezzet toplarını çikolata sosuna batırıp biraz soğumaya bırakıyoruz. Son olara...

Tele Metin (Teletext)

Tele Metin (Teletext) TARİHÇE 1970?li yıllarda İngiltere?de başlatılan araştırma çalışmaları sonucunda 23 Ekim 1972 tarihinde BBC, CEEFAX isimli bir sistemin duyurusunu yaptı. Aynı yıl ITV, ORACLE isimli sistemini duyurdu. 1973 yılı Mart ayında ilk deneme yayınları yapılmaya başlandı. Aynı yıl BBC ile ITV teleteks sisteminin özellikleri üzerinde anlaşma yaptılar. 1974 yılında CEEFAX, 30 adet sayfa ile kamusal Teleteks Servisi vermeye başladı. ORACLE da aynı yıl yayına başladı. 1975 yılında BBC, BBC Engineering Information Sheet 4008(5) isimli yayını ile CEEFAX iletim formatının detayları hakkında bilgi verdi. 1976 yılında yayımlanan CEEFAX index ile daha dikkat çeken sayfalar yapmak olanaklı hale geldi. 1977 yılı sonlarında teleteks yayını halkın ilgisini çekmeye başladı. İlk harici adaptörlerin satılması da bu döneme rastlar. 1979 yılında İngiltere?de teleteks adaptörlü televizyonların satışının artması ile birlikte Düzey 2 teleteks hizmeti çıktı. 1980 yılında ORACLE teleteks sistemin...

e-imza

Elektronik imza sempozyumu vardı geçtiğimiz hafta Ankara'da. Gazi Üniversitesi ile Telekomünikasyon Kurumu (TK) ortaklaşa düzenlemişler sempozyumu. Birbirinden ilginç deneyimler paylaşıldı iki gün boyunca. Görünen o ki e-imza ile ilgili temel sorun ne teknik, ne yasal. Sorun biraz yumurta tavuk sarmalı gibi. Yani uygulama olmadığı için e-imza almıyor kimse, e-imza yaygın olmadığı için uygulamalar yaygınlaşmıyor (özellikle bankacılık ve finans sektöründe). Bu sarmal nasıl kırılır? Bir başlangıç uygulaması bulmak gerekiyor. Sempozyumda dile getirilmeyen bir ilginç fırsat DVB-T ile birlikte satın alınması gerekecek Set Üstü Kutularla akıllı kartların okunabilecek olduğu gerçeği. Eğer doğru kutular ve konfigürasyon seçimi yapılırsa ve e-devlet uygulamalarının bir kısmı DVB-T platformuna taşınırsa beklenmedik bir hızla e-imzanın yaygınlaşması sağlanabilir. Bu konuda İtalya örneğinin iyi incelenmesi gerekiyor.

IPTV, BT Vision

Internet Protocol Television (IPTV) hizmetleri Avrupa'da yaygınlaşmaya devam ediyor. Son örnek İngiltere'den. Diğer örneklerde olduğu gibi bu sefer de telekom operatörünün sunduğu bir hizmet ile karşı karşıyayız. IPTV'de geniş bant ağ altyapısı kullanılarak izleyiciye verilen özel bir kutu aracılığıyla çeşitli şifresiz kanallar izletiliyor. Aynı zamanda isteğe bağlı video (Video On Demand), izle öde (pay per view) ve kutunun üzerindeki diske kayıt olanakları da sunuluyor. BT Vision adlı serviste Microsoft TV ara yazılımı kullanılmış. Konu ile ilgili ayrıntılar için aşağıdaki bağlantılardan yararlanabilirsiniz. http://www.btvision.bt.com/index.html http://www.streamingmedia.com/press/view.asp?id=5846 Ne diyelim darısı ülkemizin başına :)

Sabah gazetesi, tıkla dinle

Teknolojik gelişmeler insanların yararına kullanıldığında işe yarıyor. Bunun en güzel örneklerinden birisini Sabah gazetesinin internet sayfalarında görebilirsiniz. Aslında duyabilirsiniz demek daha doğru. İstediğiniz yazı ya da haberi dinleyebiliyorsunuz Sabah'ın sayfalarında. Bu servise sesli haber sistemi adını koymuşlar. Ne gerek var demeyin. Benim de sıklıkla kullandığım bir hizmet. Bir şeylerle uğraşırken alttan gelen haber okumaları işimi kolaylaştırıyor. Engelliler ve okur yazar olmayanların da kullanabileceği bir hizmet.

Nazım Kültür Ajandası

İlkini bu yıl kullandığım ve büyük keyif aldığım Nazım Ajandası'nın 2007 yılı için hazırlananını bu gün aldım. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı tarafından hazırlanan Nazım Kültür Ajandası, aylar içersine serpiştirilmiş şiirlerle, takvime işaretlenen özel günlerle yılı daha keyifli geçirteceğe benzer. Spiral ciltli ve taşınabilir boyutlarda (A5 galiba) tasarlandığı için kullanımı kolay. Ajanda kullanma alışkanlığınız varsa kesinlikle tavsiye ederim. Ankara'da İmge Kitabevi'nden alabilirsiniz (Bedeli 10 YTL). Vakfın internet sayfası henüz yapım aşamasında. Ancak iletişim bilgilerinin yer aldığı bir resim var sayfada. Ayrıca, e-posta gönderilerinize çok hızlı yanıt alabiliyorsunuz... Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Sıraselviler Cad. No:48 Hrisovergi Apt. Kat:1 Taksim İstanbul tel (212) 252 63 14 - 15 nazimhikmetvakfi@turk.net

Puslu Camın Arkasından, Sadun AREN

Anı kitapları okumayı seviyorum. Özellikle Türk siyasi  tarihinde rolü bulunan kişilerin yazdığı anı kitapları, günümüz Türkiye'sini anlamak için iyi olanaklar sunuyor. 84 yıllık yaşamının önemli bir bölümünü sosyalizm mücadelesi içerisinde geçirmiş Sadun AREN'in anıları, sol tarihe ışık tutuyor. Türkiye İşçi Partisi yıllarını, Mehmet Ali Aybar'la olan mücadelelerini içtenlikle anlatmış Aren. Anlatmış derken, kelimenin tam anlamıyla anlatmış. Kitap, Aren'in anlatımlarının ses kayıtlarından yapılan düzeltmelerle oluşturulmuş. Böyle olunca oldukça hızlı okunabilen sohbet tadında bir eser meydana gelmiş. Kitabın son bölümleri, Aren'in günümüzde sosyalizm yolunda verilecek mücadelelerle ilgili görüşlerini içeriyor. Bu bölümleri tek başına okuduğunuzda sosyalizmden vazgeçmiş, özelleştirme yanlısı (kitapta bu yöndeki fikirlerin iktisadi nedenlerini iyi incelemek lazım) deyim yerindeyse geçmişte yaptığı hataların farkına varmış bir eski tüfeğin anıları sanabilirsiniz. As...

Takva, filmYorum

Erkan Can, Gemide filminden bu yana takip ettiğim ve çok başarılı bulduğum oyunculardan. Mahallenin Muhtarları dizisindeki Temel karakterindeki rolünün sahip olduğu olanakları sergilemeye uygun olmadığını düşündüm Gemide'deki rolünü izleyince. Televizyon dizileri ile filmler farklı oluyor elbette. Zor bir konuyu, oldukça başarılı bir şekilde yansıtmış yapımcılar. Dünyanın her yerinde din ile ilgili filmler yapmak zor iştir. Hele ülkemizde, bu günlerde, böyle bir konuyu ele almak başlı başına bir cesaret. Filmi izleyince bu zor işin altından kalmak için çok akıllıca bir yol izledikleri görülüyor. Olayları Muharrem Efendi (Erkan Can) gözünden izleyince tarikatın dünyevi işlere ne derece bulaştığını bilemiyoruz. Tarikatların Ankara ile ilişkileri ve büyük mal varlıkları dışında olumsuz olarak değerlendirilebilecek bir gönderme yapılmamış. Muharrem Efendi'nin bu tür durumları farketmesi olanaklı olmadığı için filmde böyle bir şey görmüyoruz. Tek amacı iyi insan olmak olan Muharre...

Dondurmam Gaymak, filmYorum

Muğla halkının amatör oyunculuğu, Yüksel Aksu'nun azmi ile birleşince seyrine doyulmayan bir film çıkmış ortaya. Dağ köylerinde kendi yaptığı dondurmayı satarak geçinmeye çalışan Ali, bir yandan ev halkının inançsızlığı ile bir yandan geçim sıkıntısı ile uğraşmaktadır. Ancak, asıl derdi fabrikasyon dondurmaların sektörü kaplaması ve satışlarının gün geçtikçe düşmesidir. Film, iki gün içerisinde geçiyor. Ali'nin motorunu kaybetmesi ve bulması hikayesi anlatılan. Yer yer anlaşılması güçleşen yöresel şive, kimi yerde göze batan kameraya bakmalar ama film boyunca hiç yitmeyen sıcaklık ve samimiyet. Dondurmam Gaymak 'ın kısa özeti budur bence. Özgürlük ve Dayanışma Partisi'nin köydeki temsilcisinin gomünistçe uyarılarına aklı yatan ancak son tahlilde aileden Demirelci olduğunu söyleyen Ali'nin traji komik hikayesi görmek, amatör ruhla çekilmiş başarılı bir film izlemek için acele edin.

Son haftanın en çok okunan 10 yazısı

Göksu Restaurant Nenehatun şubesi açıldı

ve beklenen gerçekleşti...Ankara'nın Sakarya caddesine açılan Bayındır sokakta yer alan Göksu, gönüllere taht kurdu. Gerek servisi, gerek yemeklerin lezzeti vazgeçilmezler arasına girdi. Mekanın Kızılay'ın göbeğindeki Sakarya caddesinde olması, kimilerini üzüyordu. Özellikle Kızılay'a hiç inmeyenler, kalabalığı sevmeyenler yukarılarda bir Göksu hayali kuruyordu. Uzun sürdü inşaat. Nenehatun caddesi ile Tahran caddesinin kesiştiği köşede yer alan binanın inşaatının neden bu kadar sürdüğünü pek anlamamıştım, düne kadar. Dışarıdan 4-5 kat görünen bina toplamda 10 katlıymış. Üstte 3 kat içkili restaurant (ki bu bölüm henüz açılmamış), girişte bekleme salonu ve bar-kütüphane, girişin altında işkembe ve kebapçı (ki bu bölüm hizmet vermeye başladı), işkembecinin altı tam kat mutfakmış, onun altında garaj-çamaşırhane ve en altta iki kat konferans salonu olarak düzenlenmiş öğrendiğime göre. İlk ziyaretime ait fotografları (binanın dıştan çekilmiş bir görüntüsü ve iştah açıcı) beğe...

Göksu Restaurant

Özellikle öğlen saatlerinde Kızılay, Sakarya civarında düzgün yemek yiyeceğiniz bir yer arıyorsanız en doğru seçim Göksu Restaurant olacaktır. Meşhur Otlangaç'ın karşısına denk düşen mekan, hızlı ve özenli servisi, lezzetli ve fahiş olmayan fiyatları ile bölge insanlarının gönlünde çoktan taht kurmuş. Öğle saatlerindeki kalabalığa karşın hızlı ve özenli servisin sırrı yeterli sayıda personel çalıştırmak olsa gerek. Yemeklerinde etsiz çeşitlerinin az oluşu dışında kusuru yok denebilir. Akşam servisini hiç denemedim, ancak akşamları Sakarya'ya gidenlere fazla hitabetmeyebilir. Afiyet olsun. GÖKSU RESTAURANT Bayındır Sokak No: 22 / A Kızılay - ANKARA tel 312 431 47 27 - 431 22 19

Yabancı dil öğrenmek üzerine: DuoLingo deneyimimim

kızımın çizgileri Ülkemizin kanayan yaralarından birisidir sanırım, yabancı dil öğrenmek. Onlarca kurs, yüzlerce kitap, saatlerce ders ve sonuç: anlayan (en azından anladığını düşünen) ve konuşamayan kişiler... Bir yerlerde bir sorun olduğu kesin, ama nerede? Farklı zamanlarda, 3 kez Fransızca kursuna gittim. İlk seferin ardından, aslında bir temel bilgim olmasına karşın, her seferinde en baştan başladım, hiç bilmiyormuşum gibi. Ne yazık ki kurslarda öğrendiklerim kalıcı olamadı. Şimdilerde, 70 gündür, her sabah DuoLingo ile çalışıyorum. Ücretsiz ve arada çıkan reklamlarla devam eden sürümünü kullanıyorum. Eminim farklı online dil kursları da vardır. Online platformda, kurslarda olmayan ne var diye düşününce bir kaç şey tespit ettim. Belki sizlerin de işine yarar diye paylaşıyorum: Yabancı dil öğrenmek, sürekli ve kesintisiz tekrar gerektiren bir süreç. Kurslar, sadece haftanın belli günleri, bir kaç saat için ve çoğunlukla, günün en yorgun olunan akşamlarında oluyor. ...

Hüküm Gecesi / Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Seneler önce okuduğum Yaban'ı saymazsam Yakup Kadri Karaosmanoğlu'ndan okuduğum ikinci roman oldu Hüküm Gecesi. 1926'da yazılmaya başlanılan eser, 1927'de yayınlanmış. Roman Osmanlı'nın son dönemine tanıklık eden Ahmet Kerim adlı kurgu karakterin gözünden anlatılıyor. İttihat ve Terakki'nin kabinenin içinde yer almadığı hükümet, sopalı seçim, Hürriyet ve İtilâf'ın kurduğu hükümet, Trablusgarp bozgunu, Uşi Anlaşması, Balkan bozgunu, Bab-ı Ali baskını... Anlatılsa roman olur denilen bir dönem, Hüküm Gecesi'nin tarihsel arka planı.  Romanın başkahramanı Ahmet Kerim'in Yakup Kadri'ye benzerliği dikkat çekici. Öyle ki romanın bir yerinde Ahmet Kerim İstanbul'un Sodome ve Gomore'yi andırdığını söylüyor, ki hepimiz Y. Kadri'nin aynı adlı romanını hatırlıyor. Y. Kadri'nin yaşam öyküsüne baktığımda o tarihlerde, tıpkı Ahmet Kerim gibi, gazetelerde çalıştığını okudum. Kurgu karakterler dışında Ali Kemal, Süleyman Nazif, Rıza Tevfik, Ahmet ...

Eski Maltepe pazarı eski yerinde yakında bizlerle...

Ankaralılar bilir, kot pantolondan araba teybine, ara musluğundan kuruyemişe ne ararsan bulabildiğin hem de uygun fiyata bulabildiğin bir pazar var(dı): Maltepe camisinin üst tarafından pazartesi dışında (o gün semt pazarı kurulurdu) her gün hizmet veren seyyar paravanlarla ayrılmış küçük dükkancıkların oluşturduğu bir pazardı. Bu pazarın bulunduğu araziye bir alışveriş merkezi yapıldı. Ankara'nın en ilginç mimarisine sahip olduğunu düşündüğüm Malltepe Park, eski pazar esnafının ahını almıştı. Sopalarla dövüle dövüle pazar yerinden atılan esnafın tutan ahı, Malltepe Park'ı iflas noktasına getirdi. Market, dükkanlar derken hayalet alış veriş merkezine dönüştü Malltepe Park. Sonunda alış veriş merkezi yönetimi eski (kendi deyimleriyle tarihi) maltepe pazarını Malltepe Park'ın içine taşımaya karar vermiş.  Bugünlerde hummalı bir çalışma sürüyor Malltepe Park'ta. Dükkanlar alçıpanla küçük dükkancıklara bölünüyor. Öğrendiğime göre şimdiden 70'ten fazla pazar esnafı taş...

Rangers - Fenerbahçe maçı 90 dakika sonu

İkinci yarıya çok daha istekli başladı Fenerbahçe. İkinci gol için rakip kaleye yüklenirken yaptığı ataklar özellikle sol kanatta Kostiç'in yaptığı ortalara dayanıyordu. 60 ile 65. dakikalar arasında Rangers beraberlik golüne çok yaklaşsa da savunma ve kaleci İrfan Can'ın gününde olması umutlarımızı sürdürmeye yetti.  İkinci gol, sağ kanattan gelişen atak sonucu geldi. İkinci golün ardından J ose Mourinho'nun yaptığı değişiklikler ile çok daha baskılı bir futbol ortaya koyduk. Üçüncü gole çok yaklaştığımız ataklar olsa da ne yazık ki şutlar kaleyi bulmadı.  Rangers'ın arada bulduğu net fırsatlarda ise İrfan Can başarılıydı.  Şimdi uzatmalarda ve belki de penaltı atışlarında belirlenecek tur atlayan takım. Uzun zamandır izlediğim en heyecanlı ikinci yarı olduğunu ekleyerek notlarımı sonlandırayım.  Sonuç ne olursa olsun, 3-1'lik ilk maçı çevirmeyi başardı Fenerbahçe. Tebrikler, umarım turu geçen taraf olmayı da başarırlar. 

Rangers - Fenerbahçe maçı devre arası yorumlarım

Blogumda futbola dair yazı sayısı fazla değil. Böylesini ise ilk kez deniyorum. Saat itibariyle 14 Mart 2025'e girdiğimiz bu dakikalarda, İstanbul'da 3-1 kaybettiği maçın rövanşında en az iki farklı galibiyet arayan Fenerbahçe'nin ilk yarısını 1-0 önde bitirdiği maçın devre arasına dair görüşlerimi kayda geçiriyorum. İlk yarıyı tek cümle ile özetlemem gerekirse, iyi oynamasak da golü bulduk, derdim. Rangers'ın oyunun kontrolünü elinde tuttuğu, arada kalemizde tehlikeli pozisyonlara girdiği, bizimse bir türlü organize ataklar geliştiremediğimiz bir ilk yarı izledik.  İkinci yarıda, uzatmalara gitmek için iki farklı galibiyet şart. Başka bir ifade ile, gol yemeden en az bir gol daha bulmalıyız. Talisca ve El Nesri gibi her an skora katkı yapabilecek oyuncuların olduğu Fenerbahçe, bunu başaracaktır.  Maç sonu yorumlarımı da sıcağı sıcağına kaydedeceğim. 

kar ve

Gördüğünüz fotoğrafı 2020 yılı Ocak ayında Ankara'da çekmiştim. Bu kadar çok olur mu bilmiyorum ama hava tahminleri yanılmazsa, salı ya da çarşamba günü İstanbul'a 2025'in ilk karı yağacak.  Şubat tatilinde yağmayan kar, okulların açıldığı ilk haftayı beklemiş gibi  görünüyor.  Yağmur yağdığında bile kilitlenen trafik, kar ile ne hale gelecek göreceğiz.  İkinci dönemde tüm öğrencilere başarılar diliyorum.  Havalar nasıl olursa olsun, sizin havanız iyi olsun. 

Psikopati / Saul Black

Polisiye romanların klişeleriyle dolu, Hollywood filmlerinden aşina olduğumuz "kahretsin", "aman tanrım", "kahrolası" kalıplarının bolca kullanıldığı çevirisiyle mısır patlağı tadı veren bir kitap Psikopati. Saul Black'ten okuduğum ilk ve büyük olasılıkla son eser. Vaktinizi daha iyi eserleri okumak için kullanmanızı öneririm. 

Çobanoğlu Restaurant / Eymir Gölü - ANKARA

Senelerdir gidip geldiğim ve her seferinde huzur bulduğum Eymir Gölü ile ilgili ayrıntılı rehber hazırlama işine giriştiğimde, göl kıyısında yer alan mekânları ayrıca tanıtmam gerektiğini fark ettim.  Göl çevresinde araç trafiği tek yönlü olunca, Çobanoğlu'na araç ile ulaşmak epey sürüyor. Gölbaşı tarafındaki kapıyı kullanarak göl kıyısına girdiyseniz, göl çevresindeki turunuzun şık bölümünün son tesisi Çobanoğlu. Adını, geniş bahçesindeki Çobanoğlu çeşmesinden alan bu tesis, kahvaltı, gözleme, ızgara çeşitleri ve sıcak-soğuk mezeleri ile sağlam bir mutfağa sahip.  Eymir gölü, genişçe akan ve kıvrımlarla ilerleyen bir nehre benziyor, haritadan baktığınızda. Bu yüzden, Çobanoğlu'nda otururken küçük bir göl görüyorsunuz. Göl kıyısındaki diğer tesisler ise Çobanoğlu'ndan görünmüyor.  İster bahçesinde oturun, ister soba ile ısıtılan içerisinde çok keyif alacağınızı düşünüyorum Çobanoğlu'nda. TRT tarafındaki kapıdan, yürüyerek ya da bisiklet ile, trafiğin tersi yön...