Nevzat Çelik'in adı tanıdık gelmeyebilir kimilerine ancak, Şafak Türküsü desem, yaşı yaşıma yakın olanlardan duymayan yoktur sanırım. Ahmet Kaya'nın besteleyip seslendirdiği Şafak Türküsü, Nevzat Çelik'in cezaevindeyken yazdığı bir şiir. Şairlerin kaleminden çıkan öykü ve romanları ilgiyle okuyorum. Şiirin edebi yapıtlar arasında özel bir yeri var bence. Kelimelerle hem duygulara hem uyuma hitabetmeyi başarmak kolay iş değil. Böylesine zorlu bir şeyi başaran şairlerin diğer edebi türlerdeki eserlerini merak ediyorum. Leke, farklı zamanlarda yazılmış dört öyküden oluşuyor. Zorlu koşullar altında yaşanılan ya da yarım kalan tutkuların, sevdaların öyküleri. İlk öykü, tek kişilik somya, 1984'te Bayrampaşa Cezaevinde kaleme alınmış. Kitabın son öyküsü Deniz ile Sezen ise 2004 tarihli. Esere adını veren Leke, diğer öykülerden gibi çarpıcı bir finalle bitiyor. Leke'nin ardından Nevzat Çelik'in Bağışlanmış Hüzün adlı romanını okumak istiyorum. Gemini'nin notlarıma ...
Yapay zeka, çağımızın yadsınamaz bir gerçeği hâline geldi. Ödevlerden, çevirilere bir çok işimizi ona yaptırıyoruz. Sadeceozgur.com'da sadece yapay zeka araçlarının hazırladığı içerik yok ve olmayacak. Ancak, yapay zeka araçlarının yeniden düzenlediği kimi yazılar mevcut. Bu yazıyla birlikte ise, başka bir şey denemeye başlıyorum. Okuduğum kitaplara dair bloga eklediğim kısa notları, bloga aktarmadan önce Gemini'ye "okutup" onun yorumunu, kendi yazdığım bölümün altına Gemini yorumu olduğunu belirterek ekleyeceğim. Benim yorumumum: Semih Gümüş'ün Belki Sonra Başka Şeyler De Konuşuruz adlı romanını okudum. Doğa betimlemeleri, Sinan'ın 3 ay gözaltında gördüğü işkencelerin yol açtığı travmalar, köye ve içine çekilme çabaları ve tüm bunlara karşın "olmamış" bir roman. Sinan karakterinin gerçeklikten ve inandırıcılıktan uzak olduğunu düşündüm. Keza Mina karakteri de Sinan'ın kendi yazdığı romanda oluşturduğu bir karakter kadar yapay geldi. Keşke bu ...