Sezon başında, kadro genişliği ve kapasitesi bakımından zirveye oynayacak bir takım görüntüsü vermiyorduk. İlk haftalarda 1-0'larla biten maçlarla 3 puan alırken de bunun sürdürülemez olduğunu düşünenlerdendim. Bir ara neden olmasın diye düşünüp yazsam da bu sene, o sene olacağına pek inanmıyordum. Son haftalarda üst üste puan kayıpları yaşamasaydık ligi ikinci bitirip şampiyonlar ligi ön elemelerine gitmek işten bile değildi. Gene de sezonun başarılı geçtiğini düşünüyorum. Fatih Tekke ile yeni sezonda, çok daha başarılı bir Trabzonspor izleyeceğimizi umuyorum.
2026 yılında hâlâ blog okuyan kaldı mı, bilmiyorum. Soru cümlesinden "blog" kelimesini çıkartabileceğimizi düşününce, yanıt belli. Bırakın okumayı, kimse izlemiyor günümüzde. Hepimizin tek yaptığı kaydırmak. Bir sonraki daha farklı olur umudu mu bilinmez, "akıllı" cihazların karşısında giderek "akılsızlaşan" bizler, kaydırmadan duramıyoruz. Karşımızda bizi bizden iyi tanıyan algoritmalar... Fazlasıyla savunmasız, çaresiz, bezgin... Biteviye kaydırıyoruz. Kaydırdığımız şeyin ne olduğunun da bir önemi kalmadı aslında. Bir saniye önce dünyanın öbür ucundaki bir felakete üzülüyor, yarım saniye sonra bir kedinin komik düşüşüne gülümsüyor, hemen ardından hiç tanımadığımız birinin filtrelerle kusursuzlaştırılmış sahte hayatına iç geçiriyoruz. Duygularımız bile bizim değil artık; ekrandaki piksellerin hızına yetişmeye çalışan, sürekli vites değiştirmekten motoru yakmış birer mekanizmaya dönüştük. Bilgi, eğlence, trajedi ve komedi... Hepsi birbirine karıştı ve ayn...